Biz geçen hanimla yeni kesfettik bu kanali arada uzanip izliyoruz, seyri cok guzel.
Fakat benim kafama şu takildi, sizce bu hangi video kamerayla cekiliyor?
youtube.com
Edit: imla
Fakat benim kafama şu takildi, sizce bu hangi video kamerayla cekiliyor?
youtube.com
Edit: imla
Selamlar, mutfağımızda blender eksiği var. Aslında o tarz işler için şunu kullanıyoruz ama bu hem güçsüz kalıyor (300 watt) hem de haznesi küçük:
www.hepsiburada.com
Şöyle büyükçe bir şey olsun, sert meyveleri de doğrasın, çorba da yapsın, krep de yapsın, smoothie de yapsın, püre yapsın, buz da kırsın, badem fındık da parçalasın, tavuk da parçalasın... istiyoruz.
Şu ürün gözüme çarptı ama bunun da wattı düşük olduğu için (800w) soru cevap kısmında satıcılar öyle her şeyi yapmayabilir/tavsiye edilmez şeklinde cevap vermişler mesela kemiksiz et parçalaması konusunda.
www.hepsiburada.com
Sonra aynı markanın biraz daha güçlüsünü buldum (1400w) Sizce bu işimizi görür mü?
www.hepsiburada.com
www.hepsiburada.com
Şöyle büyükçe bir şey olsun, sert meyveleri de doğrasın, çorba da yapsın, krep de yapsın, smoothie de yapsın, püre yapsın, buz da kırsın, badem fındık da parçalasın, tavuk da parçalasın... istiyoruz.
Şu ürün gözüme çarptı ama bunun da wattı düşük olduğu için (800w) soru cevap kısmında satıcılar öyle her şeyi yapmayabilir/tavsiye edilmez şeklinde cevap vermişler mesela kemiksiz et parçalaması konusunda.
www.hepsiburada.com
Sonra aynı markanın biraz daha güçlüsünü buldum (1400w) Sizce bu işimizi görür mü?
www.hepsiburada.com
Çok basit olmamak kaydı ile 10-20bin bandında önerebileceğiniz bir elektronik davul / bateri var mı?
Yify den 4k bir film indirdim. Film güzel sıkıştırılmış. 7gb falan.
Bunu vr gözlükte sinema salonu ortamında açtım, çok güzel. Fakat orada bir uygulama var bigscreen diye. Filmi oradan paylaşıp eşimle senkron bir şekilde izlemek istiyorum eşim de yanıma gelecek sinema salonunda.. ama işte oradaki oynatıcı haricen altyazı dosyası seçimine izin vermiyor.
Film ile altyazı ismini aynı yaptıp, subs klasörü altında da koydum yok görmüyor.
Benim bu altyazıyı videoya gömmem lazım.
En basitinden capcut veya imovie den deniyorum, altyazı ekliyorum ama export ederken formatı da değiştirsem, bitrate i de düşürsem yok arkadaş 15gb dan aşağı düşümüyor görüntü 4k olunca. Daha da düşürsem kalite bozulacak.
Videonun codec i bitrate i falan değişmesin, sadece altyazı eklensin istiyorum.
Ama yazı videoya gömülünce sanırım illa ki render almak gerekiyor?
Bunu dediğim şekilde renderlayacaksak da videonun boyutunu çok etkilemeyecek şekilde nasıl yapabilirim?
Bunu vr gözlükte sinema salonu ortamında açtım, çok güzel. Fakat orada bir uygulama var bigscreen diye. Filmi oradan paylaşıp eşimle senkron bir şekilde izlemek istiyorum eşim de yanıma gelecek sinema salonunda.. ama işte oradaki oynatıcı haricen altyazı dosyası seçimine izin vermiyor.
Film ile altyazı ismini aynı yaptıp, subs klasörü altında da koydum yok görmüyor.
Benim bu altyazıyı videoya gömmem lazım.
En basitinden capcut veya imovie den deniyorum, altyazı ekliyorum ama export ederken formatı da değiştirsem, bitrate i de düşürsem yok arkadaş 15gb dan aşağı düşümüyor görüntü 4k olunca. Daha da düşürsem kalite bozulacak.
Videonun codec i bitrate i falan değişmesin, sadece altyazı eklensin istiyorum.
Ama yazı videoya gömülünce sanırım illa ki render almak gerekiyor?
Bunu dediğim şekilde renderlayacaksak da videonun boyutunu çok etkilemeyecek şekilde nasıl yapabilirim?
Benim büyük teyzem bizi çok şımartırdı. Kendisi hiç evlenmedi ve çocuğu da yok. Ona rağmen öğretmen olduğu için gençlerle ve çocuklarla arası da çok iyiydi. Ailede de hemen herkes okumuş olsa da en bilgilimiz oydu.
Kuzenlerim ve benim yetiştirilirken belli kurallarımız vardı. İşte çocuk oynar koşturur ama belli yaramazlıkları yapmazdık evimizde veya dışarıda.
Ama iş teyzeme gidildiğinde değişirdi. Aman yapsınlar bırakın karışmayın, aman döksün ne olacak, aman duvarları boyasın ne olacak, aman koltukları kalemle delsinler canım ne olacak... yok ebesinin nikahı artık yani teyze!
Evinin tüm duvarları sticker, dövme, ruj, boya kaplıydı.
Şimdi ben çocukların oyunla büyüdüğünün bilincindeyim ve onlara alanlar açılmalı ama bence bu belli sınırlar içerisinde olmalı. O yüzden teyzemin davranışlarına çok katılmıyorum. Önceki duyurularımda yabancı çocukları ile bizim çocuklarımız arasındaki farkları sormuştum. Sanırım bu tarz şımartmalar çocuklar için yanlış oluyor. Teyzemin davranışını savunan var mı mesela duymak isterim.
Gel gelelim bu konu nasıl ortaya çekti, geçenlerde eşimin ailesini çağıralım dedik bayadır da misafir ağırlamıyoruz ayıp oluyor o yüzden yetişkin, çocuk falan herkesi çağırdık.
Her şey güzel çocuklar biraz canavar ama yine de tahammul sınırlarımız içinde oynuyorlar falan sorun yok.
Tutturdular eşimin tuvallerini gördüler biz de resim yapıcaz.
Allah! Eşim de bu anı bekliyormuş!
Hemen ayarladı salonun ortasında çocuklar boyalara girişti ikisi birden bir tuvalde çalışıyor. Eşim onlardan daha mutlu falan...
Neyse buraya kadar sorun yok ama tahmin edildiği üzere cozurttular, halıyı boya yaptılar, üstlerini boya yaptılar, iş koltuklara da gelecekti az kalmıştı. Eşim de diyor ki boya olsun ne olacak aman sizden değerli mi.
Neyse dedim laf etmedim bir yandan ailesi kızıyor zaten kızım ne resmi salonun ortasında diye ama eşimden destek aldılar bir kere...
Neyse iş çığırından çıkınca azar, ağlamalar, istiklal marşı ve kapanış ile konuyu kapattık uyudular falan çocuklar zaten.
Bugün eşim yarım kalan tabloya bakmış diyor ki ya ne güzel yapıyordu çocuklar keşke karışmasalardı. Ben de dedim ki çocuklar resim yapsın yapmasına da, resim yapılması için hazırlanılan bir yerde yapsınlar, salonda değil. Ayrıca sen neden kurallarını çiğniyorsun dedim.
Ne olacak canım ortalık batarsa batsın silinir falan dedi. Ayda yılda bir geliyorlar eğlensinler işte çocuk ne yapacak başka falan dedi.
Ben de bu düşüncesinin yanlış olduğunu, çocukların belli kurallar dahilinde yetiştirilmesi gerektiğini, kuralsızlık tanınacak da kuralsızlık lüksünü kullanabilecekleri bir ortamda bu hakkın verilebileceğini falan söyledim ama eşim bir yerden sonra çok uzattığım için dinlememiş olabilirsdfjdg şaka bir yana dinliyor ama nedense ona karşıt görüşte olduğumda üzülüyor sessizliğe bürünüyor.
Şimdi bu aramızdaki fikir ayrılığı, zaten uzak olduğum çocuk yapma konusunda beni iyice uzaklaştırdı.
Bu konuda sizce benim mi kendimi geliştirmem lazım yoksa eşimin mi? Bu konunun sizce "doğrusu" var mı yoksa herkes kendince haklı mı?
Bu arada duyurularımı unutmayan kitle için ufak not; siz daha hesap kitabı halledemediniz ayrılsanıza ne cocugu... demeyin biz o konuyu ortak hesap planını hayata geçirdikten sonra çözdük neyse ki. Çocuğu da yakın zamanda düşünmüyoruz hatta belki hiç... ama nedense bunu yoğun bir şekilde sorguladığım bir dönemdeyim.
Kuzenlerim ve benim yetiştirilirken belli kurallarımız vardı. İşte çocuk oynar koşturur ama belli yaramazlıkları yapmazdık evimizde veya dışarıda.
Ama iş teyzeme gidildiğinde değişirdi. Aman yapsınlar bırakın karışmayın, aman döksün ne olacak, aman duvarları boyasın ne olacak, aman koltukları kalemle delsinler canım ne olacak... yok ebesinin nikahı artık yani teyze!
Evinin tüm duvarları sticker, dövme, ruj, boya kaplıydı.
Şimdi ben çocukların oyunla büyüdüğünün bilincindeyim ve onlara alanlar açılmalı ama bence bu belli sınırlar içerisinde olmalı. O yüzden teyzemin davranışlarına çok katılmıyorum. Önceki duyurularımda yabancı çocukları ile bizim çocuklarımız arasındaki farkları sormuştum. Sanırım bu tarz şımartmalar çocuklar için yanlış oluyor. Teyzemin davranışını savunan var mı mesela duymak isterim.
Gel gelelim bu konu nasıl ortaya çekti, geçenlerde eşimin ailesini çağıralım dedik bayadır da misafir ağırlamıyoruz ayıp oluyor o yüzden yetişkin, çocuk falan herkesi çağırdık.
Her şey güzel çocuklar biraz canavar ama yine de tahammul sınırlarımız içinde oynuyorlar falan sorun yok.
Tutturdular eşimin tuvallerini gördüler biz de resim yapıcaz.
Allah! Eşim de bu anı bekliyormuş!
Hemen ayarladı salonun ortasında çocuklar boyalara girişti ikisi birden bir tuvalde çalışıyor. Eşim onlardan daha mutlu falan...
Neyse buraya kadar sorun yok ama tahmin edildiği üzere cozurttular, halıyı boya yaptılar, üstlerini boya yaptılar, iş koltuklara da gelecekti az kalmıştı. Eşim de diyor ki boya olsun ne olacak aman sizden değerli mi.
Neyse dedim laf etmedim bir yandan ailesi kızıyor zaten kızım ne resmi salonun ortasında diye ama eşimden destek aldılar bir kere...
Neyse iş çığırından çıkınca azar, ağlamalar, istiklal marşı ve kapanış ile konuyu kapattık uyudular falan çocuklar zaten.
Bugün eşim yarım kalan tabloya bakmış diyor ki ya ne güzel yapıyordu çocuklar keşke karışmasalardı. Ben de dedim ki çocuklar resim yapsın yapmasına da, resim yapılması için hazırlanılan bir yerde yapsınlar, salonda değil. Ayrıca sen neden kurallarını çiğniyorsun dedim.
Ne olacak canım ortalık batarsa batsın silinir falan dedi. Ayda yılda bir geliyorlar eğlensinler işte çocuk ne yapacak başka falan dedi.
Ben de bu düşüncesinin yanlış olduğunu, çocukların belli kurallar dahilinde yetiştirilmesi gerektiğini, kuralsızlık tanınacak da kuralsızlık lüksünü kullanabilecekleri bir ortamda bu hakkın verilebileceğini falan söyledim ama eşim bir yerden sonra çok uzattığım için dinlememiş olabilirsdfjdg şaka bir yana dinliyor ama nedense ona karşıt görüşte olduğumda üzülüyor sessizliğe bürünüyor.
Şimdi bu aramızdaki fikir ayrılığı, zaten uzak olduğum çocuk yapma konusunda beni iyice uzaklaştırdı.
Bu konuda sizce benim mi kendimi geliştirmem lazım yoksa eşimin mi? Bu konunun sizce "doğrusu" var mı yoksa herkes kendince haklı mı?
Bu arada duyurularımı unutmayan kitle için ufak not; siz daha hesap kitabı halledemediniz ayrılsanıza ne cocugu... demeyin biz o konuyu ortak hesap planını hayata geçirdikten sonra çözdük neyse ki. Çocuğu da yakın zamanda düşünmüyoruz hatta belki hiç... ama nedense bunu yoğun bir şekilde sorguladığım bir dönemdeyim.
Bazen markette kasada beklerken veya tam kasadan ayrılacakken kucuk bir çocuğun parasinin yetmediği durumlar oluyor. O da üzülüyor, ya bırakıyor ya da değiştiriyor falan. Araya girip üstünü ödemek istiyorum. Ama bu cocugun gelisimi acisindan saglikli midir bilemedim. Yani pedagojik acindan saglikli midir? Bu bir öğrenme süreci aşamasıdır ve karışmamak mı lazım? Ama yardim etsem mutlu olacak ve iyiliği de görecek, ileride o da birisine yardim edecek belki. Nasil davranmak lazim?
Bazı rutin işlerim var sadece mouse kullanıp belli şeyler yapmak gerekiyor.
Ama ekran stabil değil. Tıklama olayları ve yapılan iş çok benzer olsa da, arayüz aynı değil. O yüzden işi bir otomasyona dökmek kendim kodlayarak zor olur.
Onun yerine ekranı analiz edip, tanıyıp, mantık yürütüp tıklamalar yapabilen bir araç olsa çok güzel olacak.
Nasıl ki şuan chatgpt ye bir data verip şunu şunu yap diyoruz,
Aynı şekilde ekranı görme izni ve mouse kullanım izni vereceğiz -geçici olarak- oda verilen işleri yapsın işte.
Sürekli bir görüntü tanılama gerekiyor, muhakkak biraz maliyetli olur ama belki vardır böyle bir araç, biliyor musunuz?
Ama ekran stabil değil. Tıklama olayları ve yapılan iş çok benzer olsa da, arayüz aynı değil. O yüzden işi bir otomasyona dökmek kendim kodlayarak zor olur.
Onun yerine ekranı analiz edip, tanıyıp, mantık yürütüp tıklamalar yapabilen bir araç olsa çok güzel olacak.
Nasıl ki şuan chatgpt ye bir data verip şunu şunu yap diyoruz,
Aynı şekilde ekranı görme izni ve mouse kullanım izni vereceğiz -geçici olarak- oda verilen işleri yapsın işte.
Sürekli bir görüntü tanılama gerekiyor, muhakkak biraz maliyetli olur ama belki vardır böyle bir araç, biliyor musunuz?
Satılık 4. Levent metroya yakın 4+1 dubleks çatı katı ev
ananiyimioguz #1590576
Ev emniyetevleri mahallesinde, 140 m2 krediye uygun.
Fiyat eşyalı 7.5 ama eşyasız + pazarlık 7 gibi düşünüyoruz.
Bina 10 yıllık, düşünen olursa iletişime geçebilir.
Şu an evde kiracı var, temmuzda bitiyor sözleşmesi.
Genç bir arkadaş, banka çalışanı. Sözleşmeleri yıllık yapıyoruz. 2 ay önce yeniledik.
Kira getirisi şu an 28bin ama kiracı evi 2+1 olarak kullanabiliyor. Çünkü alamadığımız eşyalarımız vardı bazı odalar kilitli.
4+1 olarak kirayı 40 olarak düşünün. Seneye ne olur bilmiyorum, kiracılı olarak devam etmek isterseniz de üzmez.
İstemezseniz kiracı zaten ben de çıkabilirim belki öncesinde ama satılır da alan kişi gelirse mecbur ona göre ayarlarım kendimi dedi.
Eve geçme durumunuz en erken 10 ay sonra olabilir gibi duruyor sadece tek handikapı bu.
Fiyat eşyalı 7.5 ama eşyasız + pazarlık 7 gibi düşünüyoruz.
Bina 10 yıllık, düşünen olursa iletişime geçebilir.
Şu an evde kiracı var, temmuzda bitiyor sözleşmesi.
Genç bir arkadaş, banka çalışanı. Sözleşmeleri yıllık yapıyoruz. 2 ay önce yeniledik.
Kira getirisi şu an 28bin ama kiracı evi 2+1 olarak kullanabiliyor. Çünkü alamadığımız eşyalarımız vardı bazı odalar kilitli.
4+1 olarak kirayı 40 olarak düşünün. Seneye ne olur bilmiyorum, kiracılı olarak devam etmek isterseniz de üzmez.
İstemezseniz kiracı zaten ben de çıkabilirim belki öncesinde ama satılır da alan kişi gelirse mecbur ona göre ayarlarım kendimi dedi.
Eve geçme durumunuz en erken 10 ay sonra olabilir gibi duruyor sadece tek handikapı bu.
Selamlar şu şekilde 130m2 bir alan var. İş yerinin üstü komple bu şekilde kaplı. Fotoğrafta gözükmüyor ama sola doğru uzunca devam ediyor. Sadece merdivenle çıkılan yerde (fotoğrafta sağda kalıyor) ufak bir asma balkon gibi bir yer bırakmışlar. Kalanı böyle. İş yeri zemin katta. -1 de de deposu var. Üst katı da yaparsak 3 katlı gibi olabilir.
hizliresim.com
1 - Burayı komple kapatıp iş yerini 2 katlı hale getirsek? Yasal mıdır?
Yani bir yere bildirmemiz gerekiyorsa bildiririz yeni planı ama tapusal anlamda bir maliyeti çıkar mı? Veya bildirmeye gerek var mı?
2 - Sanırım çelik konstrüksiyonlarla kapatılıp üstüne zemin yapılması gerekiyor. Duvarları da alçıpanla değil de düzgün bir şekilde yapmak lazım sesi fazla geçirmesin yani.
Bu şekilde 130m2 alanı kapatmak aşağı yukarı neye mal olur? Zemin yapıldıktan sonra aşağı katın ışıklandırmaları tekrar yerleştirilecek + üst katın da tavanını elden geçirmek gerekecek.
500bin i bulur mu tüm bu masraflar?
Bonus soru: üst katı ev gibi dizayn etsek bir sıkıntı olur mu :D
Normalde ev de kiralık iş yeri de kiralık. Ama biraz mal mülk satıp iş yerini satın alabiliriz, satıyormuş sahibi. Alıp böyle bir aksiyona girsek mi onu düşünüyorum. Üst katına da yerleşiriz, mis. Hem ev kirasından hem iş yeri kirasından kurtuluruz. Yeri güzel, bina 4 yıllık falan, yeni. Köşe başı bir yer. Deposu da var en altta bi 130m2 daha. Yani güzel bir yatırım olabilir gibi geldi.
hizliresim.com
1 - Burayı komple kapatıp iş yerini 2 katlı hale getirsek? Yasal mıdır?
Yani bir yere bildirmemiz gerekiyorsa bildiririz yeni planı ama tapusal anlamda bir maliyeti çıkar mı? Veya bildirmeye gerek var mı?
2 - Sanırım çelik konstrüksiyonlarla kapatılıp üstüne zemin yapılması gerekiyor. Duvarları da alçıpanla değil de düzgün bir şekilde yapmak lazım sesi fazla geçirmesin yani.
Bu şekilde 130m2 alanı kapatmak aşağı yukarı neye mal olur? Zemin yapıldıktan sonra aşağı katın ışıklandırmaları tekrar yerleştirilecek + üst katın da tavanını elden geçirmek gerekecek.
500bin i bulur mu tüm bu masraflar?
Bonus soru: üst katı ev gibi dizayn etsek bir sıkıntı olur mu :D
Normalde ev de kiralık iş yeri de kiralık. Ama biraz mal mülk satıp iş yerini satın alabiliriz, satıyormuş sahibi. Alıp böyle bir aksiyona girsek mi onu düşünüyorum. Üst katına da yerleşiriz, mis. Hem ev kirasından hem iş yeri kirasından kurtuluruz. Yeri güzel, bina 4 yıllık falan, yeni. Köşe başı bir yer. Deposu da var en altta bi 130m2 daha. Yani güzel bir yatırım olabilir gibi geldi.
Sözlükte de çok konu oluyor yabancı turist çocucug versus bizim ulkenin cocuklari diye.
Gerci ulkemizde de egitimsiz ailelerde hep bir bagirti, ciglik, gurultu, kufur duyulurken
Daha gelismis, eğitimin yuksek oldugu mahallelerde sessizlik hakimdir bilirsiniz.
O yuzden yabanci aileler ozelinde sormayayim.
Demek ki bagirmak veya dayak falan ise yaramiyor cocuklar yamyam gibi.
Oyleyse ne yapiliyor? Cezalar mi oluyor? Yasaklar mı oluyor? Yoksa cocuklariyla birebir ilgileniyorlar mı?
Madde madde bildiklerinizi yazar misiniz?
Gerci ulkemizde de egitimsiz ailelerde hep bir bagirti, ciglik, gurultu, kufur duyulurken
Daha gelismis, eğitimin yuksek oldugu mahallelerde sessizlik hakimdir bilirsiniz.
O yuzden yabanci aileler ozelinde sormayayim.
Demek ki bagirmak veya dayak falan ise yaramiyor cocuklar yamyam gibi.
Oyleyse ne yapiliyor? Cezalar mi oluyor? Yasaklar mı oluyor? Yoksa cocuklariyla birebir ilgileniyorlar mı?
Madde madde bildiklerinizi yazar misiniz?
Selamlar duyuru, biraz kafa açmaya geldim.
Hemen her dinde yaratıcının kudretinden, gücünden, bağışlayıcı/affedici olmasından ve ona inanları mükafatlandıracağından falan bahsedilir.
Tabi ben şahsen dinin de ilkel olandan en az çürütülebilene doğru insanlar tarafından evrimleştirildiğini düşünüyorum ama sorum biraz inananlara aslında.
Allah, yaratıcı, tanrı.. artık ne diyorsanız, ya bizim kafamızda oluşan "iyi" den çok uzakta ve tam anlamıyla "kötü" bir karakterse? Yani şeytandan bile kötü bir varlık düşünün. Sonuçta onu da o yaratmadı mı? Şuan tüm sıfatlar o tarz bir boyutta anlamsız kalacaktır fakat demek istediğim şu aslında;
Tanrının bize kendini tanıttığı bir hal var ya. Ya aslında onun tam tersiyse ve sadece bu şekilde bilinmek için kurguladıysa bu düzeni? Olamaz mı? Olabilir.
Belki kaostan, acılardan besleniyor ama bizim tam tersi şekilde düşünüp inanmamızı istiyor olamaz mı? Bunun böyle olup olmadığı hakkında net bir kanı var mı elimizde? Bence yok.
Hemen her dinde yaratıcının kudretinden, gücünden, bağışlayıcı/affedici olmasından ve ona inanları mükafatlandıracağından falan bahsedilir.
Tabi ben şahsen dinin de ilkel olandan en az çürütülebilene doğru insanlar tarafından evrimleştirildiğini düşünüyorum ama sorum biraz inananlara aslında.
Allah, yaratıcı, tanrı.. artık ne diyorsanız, ya bizim kafamızda oluşan "iyi" den çok uzakta ve tam anlamıyla "kötü" bir karakterse? Yani şeytandan bile kötü bir varlık düşünün. Sonuçta onu da o yaratmadı mı? Şuan tüm sıfatlar o tarz bir boyutta anlamsız kalacaktır fakat demek istediğim şu aslında;
Tanrının bize kendini tanıttığı bir hal var ya. Ya aslında onun tam tersiyse ve sadece bu şekilde bilinmek için kurguladıysa bu düzeni? Olamaz mı? Olabilir.
Belki kaostan, acılardan besleniyor ama bizim tam tersi şekilde düşünüp inanmamızı istiyor olamaz mı? Bunun böyle olup olmadığı hakkında net bir kanı var mı elimizde? Bence yok.
Eskiden hatırlıyorum bir benzin istasyonuna giderdik çay vardı, peçete verirlerdi, harita, koku falan verirlerdi.
Bir burger alirdiniz istemediginiz kadar ketcap mayanoz verirlerdi.
Şimdi bakiyorsunuz kimse kimseye gunahini vermiyor her sey parayla.
Pahalilastiysa ona göre fiyat artırıyorlar zaten. Eskiden 100 liraysa simdi 1500 lira veriyoruz ama ufak tefek seylerden para alma olayi neden geldi?
Bir burger alirdiniz istemediginiz kadar ketcap mayanoz verirlerdi.
Şimdi bakiyorsunuz kimse kimseye gunahini vermiyor her sey parayla.
Pahalilastiysa ona göre fiyat artırıyorlar zaten. Eskiden 100 liraysa simdi 1500 lira veriyoruz ama ufak tefek seylerden para alma olayi neden geldi?
Evet öncelikle belirtmek isterim ki yeni dünya düzeninde nelerle uğraşıyoruz sorulara, sorunlara, sıkıntılara bak rezillik...
Ama az önce friendzone a bile alınmayan bir arkadaşın duyurusunu görünce aklıma geldi.
Diyelim ki kız/erkek birisini takip ettiniz. Tanış olabilir, bağlantılı bir arkadaş olabilir veya hiç tanımıyorsunuz ama iyi veya kötü niyetle bir şekilde eklediniz diyelim.
Şimdi kırılım burada başlıyor.
1- Takibinizi onayladı ama sizi takip etmiyor, etmedi, etmeyecek.
2- Takibinize cevap verdi, takipleşiyorsunuz ama ileride fark ediyorsunuz ki sizi takipten çıkarmış.
Bu iki durumda ben şahsen gurur yapıp çıkıyorum. Tabi bu fark ediliyor mu onu da bilmiyorum. Fark ediliyorsa ayrı bir rezillik eziklik olarak algılanıyordur belki bilmiyorum ama ünlü veya incelemeci değilse niye takip edeyim karşılık vermediyse veya niye takipten çıktı o zaman ben de takip etmeyim diye tribe giriyorum. Ama kimi insan takmıyor birisini takip etmek istiyorsa ediyor o öylece duruyor. Diğeri görmüş, görmemiş, takip etmiş veya etmemiş ilgilenmiyor binlerce kişiyi takip ediyor.
Siz bu 2 durumda ne yapıyorsunuz?
Not: Instagramı kapattım 1 aydır kafam pırıl pırıl umarım 1 seneyi bulur kapalı hali de böyle sacma sapan islerle beynimi mesgul etmem :( yine de içimde kalmasın sormak istedim.
Ama az önce friendzone a bile alınmayan bir arkadaşın duyurusunu görünce aklıma geldi.
Diyelim ki kız/erkek birisini takip ettiniz. Tanış olabilir, bağlantılı bir arkadaş olabilir veya hiç tanımıyorsunuz ama iyi veya kötü niyetle bir şekilde eklediniz diyelim.
Şimdi kırılım burada başlıyor.
1- Takibinizi onayladı ama sizi takip etmiyor, etmedi, etmeyecek.
2- Takibinize cevap verdi, takipleşiyorsunuz ama ileride fark ediyorsunuz ki sizi takipten çıkarmış.
Bu iki durumda ben şahsen gurur yapıp çıkıyorum. Tabi bu fark ediliyor mu onu da bilmiyorum. Fark ediliyorsa ayrı bir rezillik eziklik olarak algılanıyordur belki bilmiyorum ama ünlü veya incelemeci değilse niye takip edeyim karşılık vermediyse veya niye takipten çıktı o zaman ben de takip etmeyim diye tribe giriyorum. Ama kimi insan takmıyor birisini takip etmek istiyorsa ediyor o öylece duruyor. Diğeri görmüş, görmemiş, takip etmiş veya etmemiş ilgilenmiyor binlerce kişiyi takip ediyor.
Siz bu 2 durumda ne yapıyorsunuz?
Not: Instagramı kapattım 1 aydır kafam pırıl pırıl umarım 1 seneyi bulur kapalı hali de böyle sacma sapan islerle beynimi mesgul etmem :( yine de içimde kalmasın sormak istedim.
Selam arkadaşlar. Bugüne kadar pandemik virüslerin evrimin bir parçası olduğunu ve zaman zaman vuku bulabileceğini savunuyordum.
O yüzden yok işte virüsü bilinçli çıkarmışlar da aşılar da zararlıymış da falan bir tarafımla gülüyordum.
Ancak geçenlerde genetik mühendisi bir arkadaş denk geldi eşimin iş yerine onunla sohbet ettik.
Biz şuan biliyoruz dedi o virüsün doğal yollarla değil de laboratuvar ortamında hazırlandığını dedi.
Nasıl ya ciddi misin dedim?
Şöyle açıklıyor, her ülke kendi patlayıcı silahlarını üretmeye çalıştığı gibi kapalı kapılar ardında biyolojik silah da üretiyormuş.
2015te bunun için wuhanda bir lab kurulmuş. Tabi öyle denmemiş araştırma labı altında kurulmuş. Adını falan unuttum az önce chat gpt ile konuştum şöyle diyor;
"2015 yılında Çin'deki ilk Biyogüvenlik Düzey 4 (BSL-4) laboratuvarını açmıştır. Bu laboratuvar, dünyanın en tehlikeli ve bulaşıcı patojenlerini araştırmak için tasarlanmıştır ve en yüksek güvenlik standartlarına sahiptir. BSL-4 laboratuvarı, özellikle koronavirüsler gibi yüksek riskli virüslerin incelenmesinde kullanılan bir tesis olarak bilinmektedir."
Şimdi bu lab her ne kadar araştırma yeri gibi gözükse de gizli olarak çin hükümeti tarafından biyolojik silah geliştirildiği abd nin kulağına gitmiş. Artık içeride ajanı mı var ne var bilmiyorum.
Abd bunu öğrenince bu virüsü lab dışına çıkarılmasını sağlamış ve onları kendi silahı ile vurmak istemiş.
Ancak virüsun bu denli hızla yayılacağını hatta kendilerine bile dokunacağını tahmin edemediler bence diyor bu arkadaş.
Peki dedim çin kendi nüfusunu azaltmak için kendi kendine yapmış olabilir mi dedim? Ona bir şey diyemiyor.
Abd genel dünya nüfusunu azaltmak için yapmış olamaz mı diyorum? Ona da bir şey diyemiyor.
Tek bildiği su testisinin su yolunda kırıldığı.
Ne diyorsunuz? Serin hikaye değil mi? Ben yine de buraya sormak istedim bu aslında popüler dönen bir konu da arkadaş beni mi yiyor komplo teorisi ile yoksa benzer bulgulara ulaşanınız oldu mu?
O yüzden yok işte virüsü bilinçli çıkarmışlar da aşılar da zararlıymış da falan bir tarafımla gülüyordum.
Ancak geçenlerde genetik mühendisi bir arkadaş denk geldi eşimin iş yerine onunla sohbet ettik.
Biz şuan biliyoruz dedi o virüsün doğal yollarla değil de laboratuvar ortamında hazırlandığını dedi.
Nasıl ya ciddi misin dedim?
Şöyle açıklıyor, her ülke kendi patlayıcı silahlarını üretmeye çalıştığı gibi kapalı kapılar ardında biyolojik silah da üretiyormuş.
2015te bunun için wuhanda bir lab kurulmuş. Tabi öyle denmemiş araştırma labı altında kurulmuş. Adını falan unuttum az önce chat gpt ile konuştum şöyle diyor;
"2015 yılında Çin'deki ilk Biyogüvenlik Düzey 4 (BSL-4) laboratuvarını açmıştır. Bu laboratuvar, dünyanın en tehlikeli ve bulaşıcı patojenlerini araştırmak için tasarlanmıştır ve en yüksek güvenlik standartlarına sahiptir. BSL-4 laboratuvarı, özellikle koronavirüsler gibi yüksek riskli virüslerin incelenmesinde kullanılan bir tesis olarak bilinmektedir."
Şimdi bu lab her ne kadar araştırma yeri gibi gözükse de gizli olarak çin hükümeti tarafından biyolojik silah geliştirildiği abd nin kulağına gitmiş. Artık içeride ajanı mı var ne var bilmiyorum.
Abd bunu öğrenince bu virüsü lab dışına çıkarılmasını sağlamış ve onları kendi silahı ile vurmak istemiş.
Ancak virüsun bu denli hızla yayılacağını hatta kendilerine bile dokunacağını tahmin edemediler bence diyor bu arkadaş.
Peki dedim çin kendi nüfusunu azaltmak için kendi kendine yapmış olabilir mi dedim? Ona bir şey diyemiyor.
Abd genel dünya nüfusunu azaltmak için yapmış olamaz mı diyorum? Ona da bir şey diyemiyor.
Tek bildiği su testisinin su yolunda kırıldığı.
Ne diyorsunuz? Serin hikaye değil mi? Ben yine de buraya sormak istedim bu aslında popüler dönen bir konu da arkadaş beni mi yiyor komplo teorisi ile yoksa benzer bulgulara ulaşanınız oldu mu?
Bazı şeyleri birisi veya bir sistem yönlendirmeden nasıl ilerleyeceğimi bilemiyorum ve yapamıyorum. Hep B1 sonuna doğru gelip geriliyorum. Duolungo falan çok sıkıcı çalışasım gelmiyor.
Bir site veya kitap falan tavsiyeniz var mıdır?
Veya ayrı ayrı paralelde bir şeyleri götüreyim ama şu şu adımları izle deseniz de olur.
Zaten dizi film izliyorum, ingilizce basit hikaye kitaplarım da var.
Chat gpt falan da var. neler yapmalıyım?
Bir site veya kitap falan tavsiyeniz var mıdır?
Veya ayrı ayrı paralelde bir şeyleri götüreyim ama şu şu adımları izle deseniz de olur.
Zaten dizi film izliyorum, ingilizce basit hikaye kitaplarım da var.
Chat gpt falan da var. neler yapmalıyım?
Az önce geldi çok şaşırdım gördünüz mü hiç? Kadınlarımız kusura bakmasın ütopik bir varlık görmüşüm de onu soruyormuşum gibi oldu biraz :D "süphanallah kadın kurye" gibi... Yoksa tabii ki olması gereken de bu ama ben ülkemizde şimdiye kadar hiç denk gelmemiştim şaşırdım sohbet de edemedim ayıp olur veya yanlış anlar diye.
Ben şu son göç olaylarına kadar az da olsa umutluydum. Elbet devran döner düzen değişir diye bakıyordum ancak artık ülke demografisinin ciddi bir şekilde değişmesi için tohumlar atıldıktan sonra saldım artık.
Zaten yıllardır sağ sol, alevi sünni, kürt türk diye yedik bitirdik birbirimizi.
Tabi ajanların da parmağı büyük ama geldik zaten bütün oyunlara.
Her bir taraf kendi kindar neslini yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor.
Kimsenin kimseye karşı bir anlayışı yok.
Bir kısır döngüdür gidiyor zaten belli başlı şeylerimiz.
Fakat yetmedi onca terördü darbe girişimiydi olaylarından sonra birden orta doğu tekrar karışıyor ve oradaki çıkarlar bir yana ülkemiz arap afgan falan fişman doluyor, adamlar tek taşla 3-5 kuş vuruyorlar.
Şimdi zaten kendi gericimiz yobazımı yetmiyormuş gibi, internette de görüyorsunuz da ben şuan antepte olduğum için daha rahat görüyorum kesinlikle durum şöyle www.youtube.com
ve artık yapacak da bir şey yok. Göndersen de kalan kaldı zaten.
İşin siyasi boyutunu düşünsek, siyaset de dış desteklerle güçlendi zamanında. Hükümet ve tüm çevresi hem ülkenin hem büyük devletlerin illegal işlerini de üstlenmiş duyumlarını aldığımız kadarıyla. Zaten araplaşma yönünde emin adımlarla da ilerliyorlar bir yandan.
Ama can alıcı tarafı şu, bu hükümet gitse istediğimiz gelse bile şu saatten dış yönlendirmelere boyun eğmeyip ne yapacak? Toplaşıp aramızda sen ben iktidara gelsek ne yapabileceğiz? En iyi aday diye seçtiğimiz adam geçse ne yapabilecek?
Az önce chatgpt ile sohbet ediyordum. Ülke zaten dışa bağımlı hale gelmiş, gelmeye de devam ediyor da... Olası bir hükümet değişikliğinde dış minnakların dediğini yapmazsak olabilecekler.
---
1. Ekonomik Yaptırımlar:
Ticaret Engellemeleri: İthalat ve ihracat kısıtlamaları, tarifeler veya ambargolar uygulanabilir.
Mali Yaptırımlar: Bankalar ve finansal kurumlar üzerindeki baskılar, kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu düşürmesi.
Yatırım Engelleri: Yabancı yatırımların engellenmesi veya ülkeden sermaye çıkışlarının hızlandırılması.
Döviz Krizi: Uluslararası döviz rezervlerine erişimin kısıtlanması, yerel para biriminin değer kaybına yol açabilir.
2. Diplomatik Baskılar:
Diplomatik İzolasyon: Büyükelçilerin geri çağrılması, diplomatik ilişkilerin dondurulması veya kesilmesi.
Uluslararası Kuruluşlardan Dışlanma: Ülkenin uluslararası kuruluşlardaki üyelik haklarının askıya alınması veya sınırlandırılması.
Negatif Propaganda: Ülke aleyhine uluslararası kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulması.
3. Askeri Baskılar:
Tehditler ve Gözdağı: Diğer ülkelerin askeri müdahale tehditlerinde bulunması.
Silah Ambargosu: Ülkenin savunma kabiliyetlerini zayıflatmak amacıyla silah satışlarının durdurulması.
Askeri Tatbikatlar ve Sınır İhlalleri: Ülkenin sınırlarına yakın bölgelerde askeri tatbikatlar düzenlemek veya hava sahası ihlalleri yapmak.
Doğrudan Askeri Müdahale: Uçurum tehdidi olarak askeri müdahale planları veya operasyonları.
4. Siyasi Baskılar:
İç Karışıklıkları Desteklemek: Muhalefet gruplarına veya ayrılıkçı hareketlere destek verilmesi.
Liderleri Hedef Almak: Ülke liderlerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması için girişimlerde bulunmak veya onları meşruiyet krizine sokmak.
5. Direkt Tehditler:
Liderlere Yönelik Tehditler: Ülke liderlerinin kişisel güvenliğini tehdit eden açıklamalar.
Askeri Ültimatomlar: Askeri müdahale veya başka bir ciddi yaptırım tehdidinde bulunmak.
---
Şimdi bunların zaten bazıları yapıldı ve yapılmaya devam edecek. O yüzden benim hiç bir alanda umudum kalmadı.
Hala umut edebilen var mı? Bakın daha ekonomi, hukuk, eğitim, yozlaşma, liyakat falan saymadım bile.
Zaten yıllardır sağ sol, alevi sünni, kürt türk diye yedik bitirdik birbirimizi.
Tabi ajanların da parmağı büyük ama geldik zaten bütün oyunlara.
Her bir taraf kendi kindar neslini yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor.
Kimsenin kimseye karşı bir anlayışı yok.
Bir kısır döngüdür gidiyor zaten belli başlı şeylerimiz.
Fakat yetmedi onca terördü darbe girişimiydi olaylarından sonra birden orta doğu tekrar karışıyor ve oradaki çıkarlar bir yana ülkemiz arap afgan falan fişman doluyor, adamlar tek taşla 3-5 kuş vuruyorlar.
Şimdi zaten kendi gericimiz yobazımı yetmiyormuş gibi, internette de görüyorsunuz da ben şuan antepte olduğum için daha rahat görüyorum kesinlikle durum şöyle www.youtube.com

ve artık yapacak da bir şey yok. Göndersen de kalan kaldı zaten.
İşin siyasi boyutunu düşünsek, siyaset de dış desteklerle güçlendi zamanında. Hükümet ve tüm çevresi hem ülkenin hem büyük devletlerin illegal işlerini de üstlenmiş duyumlarını aldığımız kadarıyla. Zaten araplaşma yönünde emin adımlarla da ilerliyorlar bir yandan.
Ama can alıcı tarafı şu, bu hükümet gitse istediğimiz gelse bile şu saatten dış yönlendirmelere boyun eğmeyip ne yapacak? Toplaşıp aramızda sen ben iktidara gelsek ne yapabileceğiz? En iyi aday diye seçtiğimiz adam geçse ne yapabilecek?
Az önce chatgpt ile sohbet ediyordum. Ülke zaten dışa bağımlı hale gelmiş, gelmeye de devam ediyor da... Olası bir hükümet değişikliğinde dış minnakların dediğini yapmazsak olabilecekler.
---
1. Ekonomik Yaptırımlar:
Ticaret Engellemeleri: İthalat ve ihracat kısıtlamaları, tarifeler veya ambargolar uygulanabilir.
Mali Yaptırımlar: Bankalar ve finansal kurumlar üzerindeki baskılar, kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu düşürmesi.
Yatırım Engelleri: Yabancı yatırımların engellenmesi veya ülkeden sermaye çıkışlarının hızlandırılması.
Döviz Krizi: Uluslararası döviz rezervlerine erişimin kısıtlanması, yerel para biriminin değer kaybına yol açabilir.
2. Diplomatik Baskılar:
Diplomatik İzolasyon: Büyükelçilerin geri çağrılması, diplomatik ilişkilerin dondurulması veya kesilmesi.
Uluslararası Kuruluşlardan Dışlanma: Ülkenin uluslararası kuruluşlardaki üyelik haklarının askıya alınması veya sınırlandırılması.
Negatif Propaganda: Ülke aleyhine uluslararası kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulması.
3. Askeri Baskılar:
Tehditler ve Gözdağı: Diğer ülkelerin askeri müdahale tehditlerinde bulunması.
Silah Ambargosu: Ülkenin savunma kabiliyetlerini zayıflatmak amacıyla silah satışlarının durdurulması.
Askeri Tatbikatlar ve Sınır İhlalleri: Ülkenin sınırlarına yakın bölgelerde askeri tatbikatlar düzenlemek veya hava sahası ihlalleri yapmak.
Doğrudan Askeri Müdahale: Uçurum tehdidi olarak askeri müdahale planları veya operasyonları.
4. Siyasi Baskılar:
İç Karışıklıkları Desteklemek: Muhalefet gruplarına veya ayrılıkçı hareketlere destek verilmesi.
Liderleri Hedef Almak: Ülke liderlerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması için girişimlerde bulunmak veya onları meşruiyet krizine sokmak.
5. Direkt Tehditler:
Liderlere Yönelik Tehditler: Ülke liderlerinin kişisel güvenliğini tehdit eden açıklamalar.
Askeri Ültimatomlar: Askeri müdahale veya başka bir ciddi yaptırım tehdidinde bulunmak.
---
Şimdi bunların zaten bazıları yapıldı ve yapılmaya devam edecek. O yüzden benim hiç bir alanda umudum kalmadı.
Hala umut edebilen var mı? Bakın daha ekonomi, hukuk, eğitim, yozlaşma, liyakat falan saymadım bile.
Önce mahallemiz bozdu, mahalle değiştirdik.
Sonra şehir bozdu şehir değiştirdik.
Sonra bölge değiştirdik. Yetmedi, yapabilenimiz ülke bozdu dedi ülke değiştirdik, kıta değiştirdik.
Atalarımız gibi göçebe mi yaşayacağız?
Nasıl bir yere ait hissedecegiz böyle yaşayarak?
Dünya bozdu artık dedigimiz noktada ne yapacağız? Mars planları yapıyor yolculuk oraya mı?
Gelecek planınızı nasıl yapıyorsunuz bu gidişat doğrultusunda?
Çünkü X bir yer, bu yurt disinda gelismis bir ulke bile olsa, bir onceki yillara göre yine "bozmuş" olmuyor mu orada yasayan icin? Tabi finlandiya norvec falan belki bu dedigimin disindadir oralarin degisiml konusunda bir bilgim yok.
Sonra şehir bozdu şehir değiştirdik.
Sonra bölge değiştirdik. Yetmedi, yapabilenimiz ülke bozdu dedi ülke değiştirdik, kıta değiştirdik.
Atalarımız gibi göçebe mi yaşayacağız?
Nasıl bir yere ait hissedecegiz böyle yaşayarak?
Dünya bozdu artık dedigimiz noktada ne yapacağız? Mars planları yapıyor yolculuk oraya mı?
Gelecek planınızı nasıl yapıyorsunuz bu gidişat doğrultusunda?
Çünkü X bir yer, bu yurt disinda gelismis bir ulke bile olsa, bir onceki yillara göre yine "bozmuş" olmuyor mu orada yasayan icin? Tabi finlandiya norvec falan belki bu dedigimin disindadir oralarin degisiml konusunda bir bilgim yok.
Reddit e mi geçti, quora ya mı yoksa çoluğa çocuğa işe güce karıştılar da çıkardılar mı hayatlarından?
Biz %24 memur zammından sonra biraz umutlanmıştık 20 üstü gelir diye.
Ama asgari ücrete zam gelmediği için en kötü 20 gelir dedik.
Açıklanan 20nin de altında oldu.
Ocakta söz verdiler diye yapmak için yaptılar gibi duruyor. Moraller sıfır.
Tabi pollyanna modunu açarsak hiç olmamasından iyidir diyebiliriz ama yine de komik.
Sizde durumlar nasıl?
Ama asgari ücrete zam gelmediği için en kötü 20 gelir dedik.
Açıklanan 20nin de altında oldu.
Ocakta söz verdiler diye yapmak için yaptılar gibi duruyor. Moraller sıfır.
Tabi pollyanna modunu açarsak hiç olmamasından iyidir diyebiliriz ama yine de komik.
Sizde durumlar nasıl?
Bu tarz yapımlarda hangi sanatçının hangi parçayı seçeceğini kim belirliyor? Bir yapım şirketi var da o mu, sanatçı yaşıyorsa kendisi mi yoksa havuza koyuyorlar da sanatçılar kendileri mi seçiyor?
Ama mesela herkes en popülerleri seçerse ne oluyor kura mı çekiliyor?
Bilen var mı bu konuyu çok merak ediyorum.
Mesela geçen ceza için yapılan saygı1 programını izledim. Oradaki şarkıları hangi şarkının seçeceğine kim karar vermiş? Aynı şarkıları isteyen olursa nasıl oluyor?
Bu arada Server Uraz ve Gazapizm i çok beğendim izlemeyenler varsa bakabilir.
Playback olmasaydı iyiydi ama ona rağmen M Lisa - Kim Bilir de güzel olmuş.
Ama mesela herkes en popülerleri seçerse ne oluyor kura mı çekiliyor?
Bilen var mı bu konuyu çok merak ediyorum.
Mesela geçen ceza için yapılan saygı1 programını izledim. Oradaki şarkıları hangi şarkının seçeceğine kim karar vermiş? Aynı şarkıları isteyen olursa nasıl oluyor?
Bu arada Server Uraz ve Gazapizm i çok beğendim izlemeyenler varsa bakabilir.
Playback olmasaydı iyiydi ama ona rağmen M Lisa - Kim Bilir de güzel olmuş.
Anneannemde şöyle bir fotoğraf var ama başka yok. Yani o kadar çok başka kaynak bulamadım ki yıl olarak 2000 li yıllar olsa shop mu diyeceğim sdfkgh
Sanırım 1989 seçimlerinde Ecevit Merzifon'a gelmiş. Dedem de o sıralarda bir kurumda müdür. O zamanlarda baya bilgili birisiymiş Merzifon'da ve o gitmiş askeri hava alanında karşılamaya. (1947'de açılmış bir havaalanı var orada ama siviller kullanamıyordu, siviller için olan 2008te açıldı)
Ben dedemi sadece küçükken hatırlıyorum saygın bir adamdı beni çarşıya gezmeye götürdüğünde hangi dükkanın önünden geçsek oo hocam torun mu al bakalım ufaklık derler, ne satıyorlarsasa ikram ederlerdi, öyle bir adamdı. Ben de alıyormuşum hemen şimdi düşündüm de ne ayıp :3
Dedemde fotoğraf olduğuna göre bir şekilde gazetede, arşivlerde falan olup da hiç sanala atılmamış mıdır? O zaman ait fotoğrafları nereden ve nasıl bulabilirim?
ibb.co
Edit: Dedemin adı soyadı, ecevit, merzifon falan diye arattığımda da bir şey çıkmıyor.
Sanırım 1989 seçimlerinde Ecevit Merzifon'a gelmiş. Dedem de o sıralarda bir kurumda müdür. O zamanlarda baya bilgili birisiymiş Merzifon'da ve o gitmiş askeri hava alanında karşılamaya. (1947'de açılmış bir havaalanı var orada ama siviller kullanamıyordu, siviller için olan 2008te açıldı)
Ben dedemi sadece küçükken hatırlıyorum saygın bir adamdı beni çarşıya gezmeye götürdüğünde hangi dükkanın önünden geçsek oo hocam torun mu al bakalım ufaklık derler, ne satıyorlarsasa ikram ederlerdi, öyle bir adamdı. Ben de alıyormuşum hemen şimdi düşündüm de ne ayıp :3
Dedemde fotoğraf olduğuna göre bir şekilde gazetede, arşivlerde falan olup da hiç sanala atılmamış mıdır? O zaman ait fotoğrafları nereden ve nasıl bulabilirim?
ibb.co
Edit: Dedemin adı soyadı, ecevit, merzifon falan diye arattığımda da bir şey çıkmıyor.
Normalde kıskançlık duygum pek yoktur ama nedense benden sonraki olaylara ben olmadan şahit olacak olanları kıskandığımı fark ettim.
Mesela geçmişteki olaylara şahit olanları kıskanmıyorum. Çünkü aşağı yukarı neler olmuş biliyoruz tarihten. Tabi o zamanda orada olmanın verdiği deneyim başkadır belki onu da kıskanan/imrenen vardır fakat sonuç olarak geçmişimize dair az çok bir bilgi var elimizde. Dünyanın oluşumu, evrim, insanlık tarihi, savaşlar vs.
Şimdiden geçmişe bakınca kendimi şanslı hissediyorum nedense. Çünkü diğerlerine göre daha fazlasını bilmek değişik bir haz veriyor. Mesela milattan önce 5000 yılında ölen var.
Kıyamam, yazık. Dünyadan haberi yok.
E ama belki bizim de yoktur ileriyi düşününce? Birinin 1000 yıl sonra, 10bin belki 100bin sonra bize tarihi eser gibi bakıp "kıyamam şu zamanlarda daha internetin ve yapay zekanın temelleri yeni atılmış. atalarımız ilk gezegeninden henüz çıkamamışlar bile" diyecek olması sinirlerimi bozuluyor, haksızlık değil mi ya?
Herkesin 1 tane ölümlü bir ömrü var, ben veya başkaları neden daha azına şahit oluyor da diğerleri daha fazlasını biliyor?
İmkanım olsa kıyamet olur mu olmaz mı bilmiyorum da, olacaksa onun son zamanlarında doğmak isterdim. Yani tüm insanlık bilgi birikiminin en fazla olduğu zamanda. O zaman daha mı sağlıklı bir yaşam olur, kaos mu vardır bilemiyorum tabi ama en azından dediğim gibi 0 dan 100 e bir sayı doğrusunda yaşayacaksa insanlık, şuan 5te miyiz 20de mi 50 de mi bilmiyorum ama en sonda olmak isterdim. Hatta mümkünse kapanışı ben yapayım :3
Bu size kötü hissettirmiyor mu?
Mesela geçmişteki olaylara şahit olanları kıskanmıyorum. Çünkü aşağı yukarı neler olmuş biliyoruz tarihten. Tabi o zamanda orada olmanın verdiği deneyim başkadır belki onu da kıskanan/imrenen vardır fakat sonuç olarak geçmişimize dair az çok bir bilgi var elimizde. Dünyanın oluşumu, evrim, insanlık tarihi, savaşlar vs.
Şimdiden geçmişe bakınca kendimi şanslı hissediyorum nedense. Çünkü diğerlerine göre daha fazlasını bilmek değişik bir haz veriyor. Mesela milattan önce 5000 yılında ölen var.
Kıyamam, yazık. Dünyadan haberi yok.
E ama belki bizim de yoktur ileriyi düşününce? Birinin 1000 yıl sonra, 10bin belki 100bin sonra bize tarihi eser gibi bakıp "kıyamam şu zamanlarda daha internetin ve yapay zekanın temelleri yeni atılmış. atalarımız ilk gezegeninden henüz çıkamamışlar bile" diyecek olması sinirlerimi bozuluyor, haksızlık değil mi ya?
Herkesin 1 tane ölümlü bir ömrü var, ben veya başkaları neden daha azına şahit oluyor da diğerleri daha fazlasını biliyor?
İmkanım olsa kıyamet olur mu olmaz mı bilmiyorum da, olacaksa onun son zamanlarında doğmak isterdim. Yani tüm insanlık bilgi birikiminin en fazla olduğu zamanda. O zaman daha mı sağlıklı bir yaşam olur, kaos mu vardır bilemiyorum tabi ama en azından dediğim gibi 0 dan 100 e bir sayı doğrusunda yaşayacaksa insanlık, şuan 5te miyiz 20de mi 50 de mi bilmiyorum ama en sonda olmak isterdim. Hatta mümkünse kapanışı ben yapayım :3
Bu size kötü hissettirmiyor mu?
1- Hayvanlar birbirlerine isim takabiliyorlar mı? Yoksa genelde ortalığa sesleniyorlar da gelen geliyor.. şeklinde mi davranıyorlar?
Sanırım her yunusun bir ses imzası varmış ona göre tanıyorlarmış. Veya şempanzeler belli sesler çıkararak belli kişileri kastedebiliyorlarmış.
Ama başka bir örnek bulamadım. Şempanze ve yunuslarda bilinç düzeyi iyiymiş diyebilir miyiz?
2- Sizce atalarımız dil gelişmeden önce birbirlerine etiket takabiliyorlar mıydı? Gerçi anlamsız ses ve hareketler de bir dildir ama ilk başlarda nasıl anlaşıyorlardı bilen veya tahminde bulunacak var mı?
Yani şöyle bir dönem geçirmiş olmamız olasıdır değil mi? www.youtube.com
Yoksa sesler yerine herkesin bir işareti vardı da ona göre mi çağırıyorlardı? Yani mesela nah yapınca biri geliyor, yumruk yapınca başka biri geliyor... gibi.
Sanırım her yunusun bir ses imzası varmış ona göre tanıyorlarmış. Veya şempanzeler belli sesler çıkararak belli kişileri kastedebiliyorlarmış.
Ama başka bir örnek bulamadım. Şempanze ve yunuslarda bilinç düzeyi iyiymiş diyebilir miyiz?
2- Sizce atalarımız dil gelişmeden önce birbirlerine etiket takabiliyorlar mıydı? Gerçi anlamsız ses ve hareketler de bir dildir ama ilk başlarda nasıl anlaşıyorlardı bilen veya tahminde bulunacak var mı?
Yani şöyle bir dönem geçirmiş olmamız olasıdır değil mi? www.youtube.com

Yoksa sesler yerine herkesin bir işareti vardı da ona göre mi çağırıyorlardı? Yani mesela nah yapınca biri geliyor, yumruk yapınca başka biri geliyor... gibi.
(2)
Klimanın dış çalışma sıcaklığının yüksek olması, soğutmasını da etkiler mi?
ananiyimioguz #1587263
24.000 btu bir klima buldum ancak 2 farklı modeli var.
Aralarında da 5bin tl oynuyor sadece.
Tüm özelliklerine bakıyorum, her şeyi aynı. Bir fark göremedim.
Sonra ufak bir detayı fark ettim, her şeyi aynı evet ama ucuz olanın soğutma için max çalışacağı sıcaklık 46 dereceymiş.
Pahalı olanın 54 dereceymiş.
Şimdi tamam bu demek oluyor ki cehennem sıcağı da gelse soğutacak tamam ama gelmedi diyelim dışarısı normal 40 derece.
Bu durumda da diğeri daha mı iyi soğutur sizce? Yani daha mı soğuk üfler, olayı nedir çalışma sıcaklığının yüksek olmasının? Ne değişince daha sıcakta da çalışabiliyor?
Aralarında da 5bin tl oynuyor sadece.
Tüm özelliklerine bakıyorum, her şeyi aynı. Bir fark göremedim.
Sonra ufak bir detayı fark ettim, her şeyi aynı evet ama ucuz olanın soğutma için max çalışacağı sıcaklık 46 dereceymiş.
Pahalı olanın 54 dereceymiş.
Şimdi tamam bu demek oluyor ki cehennem sıcağı da gelse soğutacak tamam ama gelmedi diyelim dışarısı normal 40 derece.
Bu durumda da diğeri daha mı iyi soğutur sizce? Yani daha mı soğuk üfler, olayı nedir çalışma sıcaklığının yüksek olmasının? Ne değişince daha sıcakta da çalışabiliyor?
Hanım şundan arıyor da ibb.co
İnternette bulamamış. Ben de bulamadım.
Ne diye aratsak biledim.
Denediğim keywordler: plastik mini bardak, plastik shot bardağı, plastik ağız çalkalama bardağı.
Bir de bunun sebil bardaklığı gibi tutamacı olmalı tabi hoş olması açısından.
Tavsiye ve fikirlere açığız.
Klinik lavabosuna konulacak listerine ile birlikte.
İnternette bulamamış. Ben de bulamadım.
Ne diye aratsak biledim.
Denediğim keywordler: plastik mini bardak, plastik shot bardağı, plastik ağız çalkalama bardağı.
Bir de bunun sebil bardaklığı gibi tutamacı olmalı tabi hoş olması açısından.
Tavsiye ve fikirlere açığız.
Klinik lavabosuna konulacak listerine ile birlikte.
Selamlar, galaxy note 10+ bataryası arıyorum. 400 ila 1500 lira arasında değişiyor internetteki fiyatlar ancak hangisi orijinal bilemedim.
Güvendiğiniz, bildiğiniz bir yer var mı?
Bildiğim kadarıyla mesela apple, dışarıya orijinal parça vermiyor.
Yani piyasada orijinal diye satılanlar %100 çakmadır. tabi eğer çıkma değil ise.
Lisede yetkili apple servisinde çalışmıştım, orada bile eski çıkan ürünü koyup kargoluyorsunuz apple a, ancak öyle orijinal ürünü takabiliyorsunuz.
Ama samsung öyle değil diye biliyorum dışarıya veriyor bence?
Nasıl bulabilirim?
Direkt samsung a gönderemiyorum çünkü sadece istanbul veya ankarada batarya değişimi yapılıyormuş saçmalığa bakın -_- en az 1 hafta telefonsuz kalacağım ki çok sıkıntı olur banka ve şirket işlerim için. O yüzden gönderemiyorum.
Ama alırsam kendim takabilirim.
Bu arada aradım sordum 1800 demişlerdi 1-2 ay önce şimdi 2000tl olmuştur değişim ücreti.
gsm iletişimde falan 1000tl ama onlar orijinal takıyorlar mı bilmiyorum.
Edit: aradım sordum, adam kesinlikle orijinal üründür diyor.
Edit 2: sözlükte pek hoş yorumlar yok o yüzden emin olamadım çakma olabilir.
Güvendiğiniz, bildiğiniz bir yer var mı?
Bildiğim kadarıyla mesela apple, dışarıya orijinal parça vermiyor.
Yani piyasada orijinal diye satılanlar %100 çakmadır. tabi eğer çıkma değil ise.
Lisede yetkili apple servisinde çalışmıştım, orada bile eski çıkan ürünü koyup kargoluyorsunuz apple a, ancak öyle orijinal ürünü takabiliyorsunuz.
Ama samsung öyle değil diye biliyorum dışarıya veriyor bence?
Nasıl bulabilirim?
Direkt samsung a gönderemiyorum çünkü sadece istanbul veya ankarada batarya değişimi yapılıyormuş saçmalığa bakın -_- en az 1 hafta telefonsuz kalacağım ki çok sıkıntı olur banka ve şirket işlerim için. O yüzden gönderemiyorum.
Ama alırsam kendim takabilirim.
Bu arada aradım sordum 1800 demişlerdi 1-2 ay önce şimdi 2000tl olmuştur değişim ücreti.
gsm iletişimde falan 1000tl ama onlar orijinal takıyorlar mı bilmiyorum.
Edit: aradım sordum, adam kesinlikle orijinal üründür diyor.
Edit 2: sözlükte pek hoş yorumlar yok o yüzden emin olamadım çakma olabilir.
Ultra wide 49" bir monitör aldım.
Boyutu tam olarak 2 adet 27" monitörü yan yana koyulmuş hali.
Çözünürlüğü de 5120x1440
Laptobumda da rtx 4070 ekran kartı var.
Normal kullanımda hiç bir sıkıntı yok.
Forza Horizon 5 oynuyorum, bu çözünürlükte 100fps veriyor (sanırım şu yeni nvidia teknolojileri sayesinde)
Baldur's Gate 3 oynuyorum, hiç bir sıkıntı yok.
Fakat ne hikmetse euro truck simulator veya city car driving gibi aşırı basit oyunları oynarken görüntü 1-2 kere gidiyor. sonra komple monitörün sinyali gidiyor sadece ses geliyor.
Hdmi i çıkarıyorum görüntü laptop ekranına da gelmiyor. Donuyor falan pc. Güç tuşundan kapatmak zorunda kalıyorum.
Sistemim ve driverlarım güncel. bunu redditte hangi kanallara sorabilirim? ülkemizde pek 49inc monitör deneyimi olan yoktur herhalde sanmıyorum.
Edit: chat gpt ye sordum 3-5 kanal önerdi yazdım ama tavsiyelere açığım.
Boyutu tam olarak 2 adet 27" monitörü yan yana koyulmuş hali.
Çözünürlüğü de 5120x1440
Laptobumda da rtx 4070 ekran kartı var.
Normal kullanımda hiç bir sıkıntı yok.
Forza Horizon 5 oynuyorum, bu çözünürlükte 100fps veriyor (sanırım şu yeni nvidia teknolojileri sayesinde)
Baldur's Gate 3 oynuyorum, hiç bir sıkıntı yok.
Fakat ne hikmetse euro truck simulator veya city car driving gibi aşırı basit oyunları oynarken görüntü 1-2 kere gidiyor. sonra komple monitörün sinyali gidiyor sadece ses geliyor.
Hdmi i çıkarıyorum görüntü laptop ekranına da gelmiyor. Donuyor falan pc. Güç tuşundan kapatmak zorunda kalıyorum.
Sistemim ve driverlarım güncel. bunu redditte hangi kanallara sorabilirim? ülkemizde pek 49inc monitör deneyimi olan yoktur herhalde sanmıyorum.
Edit: chat gpt ye sordum 3-5 kanal önerdi yazdım ama tavsiyelere açığım.
Sebep belli mi ben hiç duymadım olayları da çok bilmiyorum gerçi ama merak ettim bu kadar inat ne içinmiş acana?
Ben rahatlıktan bırakın yurt dışını yurt içinde bile iş değiştirmiyorum.
Çünkü remote yani, kimse sıkı takipte de değil.
Her sabah 9da toplantımız varsa 8.55te uyaniyorum.
Toplanti bitince bazen yine uyukluyorum ya da kahvalti hazirliyorum yiyorum derken 10 11 gibi işe başlıyorum.
Bazen 4e 5e kadar sıkı çalışıyorum, bazen de gunluk ev işlerim veya dışarı işlerim oluyor onları yapıp geliyorum akşam devam ediyorum.
Bazen o gün hiç çalışmıyorum sabaha karşı 5te uyanıyorum 9a kadar tüm işleri hallediyorum. Maksat planlanan işlerin bitmesi yani. Bittikten sonra ne yaptığını çok önemsemiyorlar. Ama kimi şirket sıkı takip yazılımları kullanıyorlar.
Sonuçta yani kontrol bende, muhatap olduğum insanlar az. Ekibim iyi, gayet herkes birbiriyle guzel anlasiyor. Birisinin isi oluyor cikiyor 2 saat yokum idare eder misiniz diyor ediyoruz falan.
Şirket imkanlari, özel sağlık falan da kapsamlı.
Sadece maaşlar çok iyi değil. Yine de elime 40-50 geçiyor. Temmuzdan sonra 50-60 olur ama yine az.
Ben hayatimi işe adamayi seven bir insan degilim. Zaman akip gidiyor. Eşimle gezmem lazım, hobilerimle ilgilenmem lazim, filmimi izleyip oyunumu oynamam lazım.
Yoksa bazi arkadaslarim var esek gibi calisip benim 2 katim kazanabiliyor.
Sektörüm yazılım oldugu için biraz sınır kendinizsiniz.
Yurt disina gidenler de 3 4 katım kazanabiliyor. Fakat ben bu rahatlıkla yurt dışında tutunabilecegimi düşünmüyorum.
Yani "gidersen it gibi calisman lazim orada rahat adama kimse para vermez" diyor musunuz yoksa 5000 euro degil de 3000 euro kazanayim ama az işim olsun... diyebilecegimiz sirketler var mı?
Normalde avrupanin düzenini ve refahini seviyorum. Burada cocuk falan da dusunemiyoruz belki orada düşünürüz. Dili ilerletip zorlasam mı diyorum ama bu rahatligi bulamam diye motivasyonum yok.
Bir de havasını sevmiyorum ama olsun düzen ve refah daha önemli tabi.
Çünkü remote yani, kimse sıkı takipte de değil.
Her sabah 9da toplantımız varsa 8.55te uyaniyorum.
Toplanti bitince bazen yine uyukluyorum ya da kahvalti hazirliyorum yiyorum derken 10 11 gibi işe başlıyorum.
Bazen 4e 5e kadar sıkı çalışıyorum, bazen de gunluk ev işlerim veya dışarı işlerim oluyor onları yapıp geliyorum akşam devam ediyorum.
Bazen o gün hiç çalışmıyorum sabaha karşı 5te uyanıyorum 9a kadar tüm işleri hallediyorum. Maksat planlanan işlerin bitmesi yani. Bittikten sonra ne yaptığını çok önemsemiyorlar. Ama kimi şirket sıkı takip yazılımları kullanıyorlar.
Sonuçta yani kontrol bende, muhatap olduğum insanlar az. Ekibim iyi, gayet herkes birbiriyle guzel anlasiyor. Birisinin isi oluyor cikiyor 2 saat yokum idare eder misiniz diyor ediyoruz falan.
Şirket imkanlari, özel sağlık falan da kapsamlı.
Sadece maaşlar çok iyi değil. Yine de elime 40-50 geçiyor. Temmuzdan sonra 50-60 olur ama yine az.
Ben hayatimi işe adamayi seven bir insan degilim. Zaman akip gidiyor. Eşimle gezmem lazım, hobilerimle ilgilenmem lazim, filmimi izleyip oyunumu oynamam lazım.
Yoksa bazi arkadaslarim var esek gibi calisip benim 2 katim kazanabiliyor.
Sektörüm yazılım oldugu için biraz sınır kendinizsiniz.
Yurt disina gidenler de 3 4 katım kazanabiliyor. Fakat ben bu rahatlıkla yurt dışında tutunabilecegimi düşünmüyorum.
Yani "gidersen it gibi calisman lazim orada rahat adama kimse para vermez" diyor musunuz yoksa 5000 euro degil de 3000 euro kazanayim ama az işim olsun... diyebilecegimiz sirketler var mı?
Normalde avrupanin düzenini ve refahini seviyorum. Burada cocuk falan da dusunemiyoruz belki orada düşünürüz. Dili ilerletip zorlasam mı diyorum ama bu rahatligi bulamam diye motivasyonum yok.
Bir de havasını sevmiyorum ama olsun düzen ve refah daha önemli tabi.
Kafama takıldı hani diz çöküp teklif ediyoruz da yüzük takılıyor ya, o günün adı ney? Kutlanıyor mu bu gün? Hani evlilik yıldönümü kutlanıyor o tamam da bunu bilemedim. (opsiyonel) sanırım :)
Neyse hesaplarıma göre bugün o günmüş gideyim hanımın gönlünü alayım diyorum ama "... günümüz kutlu olsun" derken ne diyeceğim bilemedim. Nişan desen değil, sevgililik desen değil.
Edit: O ilk yüzük söz yüzüğü mü oluyordu? Yani sözlenme günü olabilir mi?
Neyse hesaplarıma göre bugün o günmüş gideyim hanımın gönlünü alayım diyorum ama "... günümüz kutlu olsun" derken ne diyeceğim bilemedim. Nişan desen değil, sevgililik desen değil.
Edit: O ilk yüzük söz yüzüğü mü oluyordu? Yani sözlenme günü olabilir mi?
Biz her sene 1 yıllık sözleşme ve tahliye taahhütnamesi imzaladığımız için sanırım bizi ilgilendirmiyor?
5 olan kirayı 10 yapmıştı, şimdi de 20 yapabilir ev sahibi değil mi?
Yoksa sınır var ona göre yükseltebilirsin diyeyim mi?
5 olan kirayı 10 yapmıştı, şimdi de 20 yapabilir ev sahibi değil mi?
Yoksa sınır var ona göre yükseltebilirsin diyeyim mi?
Bizim doğum hızımız 1.51 e düşmüş, sığınmacıların da 5.3 deniliyor.
Bu hesaba göre 42 yıl sonra nüfus eşitleniyor.
100 yıl sonra da 300 milyon türk 2.3 milyar sığınmacı oluyorlar.
Tabi doğum hızlarının aynı kaldığını düşünürsek.. hepsi düşebilir veya bizimkilerin iyice azalıp sığınmacıların iyice artabilir.
Sanırım demografik dönüşüm için devlet de bu insanlara doğum ve çocuk para yardımı yapıyor. Ki rahat rahat hızlıca dönüşüm sağlansın diye.
Daha doğrusu abd yaptırıyordur da neyse işte bu durumda iktidar sahipleri, bir bakıma vatanı satmış olmuyorlar mı? Yoksa akp yerine chp veya x parti de olsa aynı şey kaçınılmaz mı olurdu?
Bu hesaba göre 42 yıl sonra nüfus eşitleniyor.
100 yıl sonra da 300 milyon türk 2.3 milyar sığınmacı oluyorlar.
Tabi doğum hızlarının aynı kaldığını düşünürsek.. hepsi düşebilir veya bizimkilerin iyice azalıp sığınmacıların iyice artabilir.
Sanırım demografik dönüşüm için devlet de bu insanlara doğum ve çocuk para yardımı yapıyor. Ki rahat rahat hızlıca dönüşüm sağlansın diye.
Daha doğrusu abd yaptırıyordur da neyse işte bu durumda iktidar sahipleri, bir bakıma vatanı satmış olmuyorlar mı? Yoksa akp yerine chp veya x parti de olsa aynı şey kaçınılmaz mı olurdu?
Kayseri'de yaşanan olayın ülke genelinde yapıldığını düşünün.
Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?
Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.
Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna nasıl engel olabilirler?
Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?
Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.
Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna nasıl engel olabilirler?
Selamlar bu alete yıllardır çok hevesleniyorum. Kesin sıkılıp kenara atıcam veya satıcam ama yine de denemek istiyorum.
Aslında denedim bir kaç yerde denk geldi güzeldi ama evde uzun süre bayabilir beni.
Neyse konu şuan bu değil, biraz denemelik olacağı için çok profesyonel bişey almayacağım. Geçenlerde vatanda rampage gördüm. Derecesi de ayarlanabiliyor. Direksiyonu çevirip bıraktığınızda, eski yerine geri geliyor. Hoşuma gitti aslında ama bu tırt bir özellik sanırım?
Fiyat yükseldikçe servo motorlular devreye giriyor. Bunları çevirdiğimde olduğu yerde kalıyor ama sanırım çalışmadığı için mi bu böyle? yani cihaza bağlayıp oyuna girdiğimde, teker zorlandığında veya direksiyonu bıraktığımda, geri eski yerine gelmeye çalışıyor mu onlar da?
son olarak, fiyatı biraz yükseltirsem logitech g920 de alabilirim, tavsiye eder misiniz?
Aslında denedim bir kaç yerde denk geldi güzeldi ama evde uzun süre bayabilir beni.
Neyse konu şuan bu değil, biraz denemelik olacağı için çok profesyonel bişey almayacağım. Geçenlerde vatanda rampage gördüm. Derecesi de ayarlanabiliyor. Direksiyonu çevirip bıraktığınızda, eski yerine geri geliyor. Hoşuma gitti aslında ama bu tırt bir özellik sanırım?
Fiyat yükseldikçe servo motorlular devreye giriyor. Bunları çevirdiğimde olduğu yerde kalıyor ama sanırım çalışmadığı için mi bu böyle? yani cihaza bağlayıp oyuna girdiğimde, teker zorlandığında veya direksiyonu bıraktığımda, geri eski yerine gelmeye çalışıyor mu onlar da?
son olarak, fiyatı biraz yükseltirsem logitech g920 de alabilirim, tavsiye eder misiniz?
Selamlar şuan bize en yakın hatay var böyle bir plan için. Seneler önce samandağ a gitmiştim. Dünyanın en uzun plajları arasında ilk 3 te miydi neydi enlerden biriydi aslında etkilemiştim ama plaj bakımsızdı ve dalgalıydı. O yüzden tekrar orayı tercih etmek istemiyorum.
Arsuz çok duyuyorum. Hatayda girilebilecek en iyi sahil arsuzda mı?
Çadır kurabileceğimiz bir yer biliyor musunuz? 1 gece kalınacak.
Arsuz çok duyuyorum. Hatayda girilebilecek en iyi sahil arsuzda mı?
Çadır kurabileceğimiz bir yer biliyor musunuz? 1 gece kalınacak.
Günümüzde roket kaldırıp dik bir şekilde indirebiliyoruz. Simülasyonlarda uçak kaldırıp indirebiliyoruz.
İnsansız hava araçlarını uzaktan kontrol edebiliyoruz.
Henüz insansı düzeyde olmasa bile, havadan daha karışık otoyollarda otonom araçlar çalıştırabiliyoruz.
E o halde ne diye pilot yetiştirip uçağın başına koyuyoruz?
Diyebilirsiniz ki bir sürü can taşınıyor, çok riskli. Herhangi bir teknik veya elektronik arızada birinin müdehale etmesi gerekir. Veya etik kararlar alması gerekebilir.
Bu durumda da derim ki, o zaman uçağın sistemlerinden bağımsız çalışabilecek robot benzeri bir cihazı kokpite koysunlar. En azından mekanik olarak uçağın kontrolünü ele alıp yine uçağı indirebilir. Kararlar alma konusunda da insansı bir şekilde eğitilinebilir.
Diyeceksiniz ya ona da bişey olursa? E yanına yedek koyarlar. Zaten pilotlar da öyle çalışmıyor mu? Ona bakarsanız, pilotlara bişey olabilir. Tehdit alabilirler, psikolojilerinden ötürü intihara sürükleyebilirler herkesi vs...
İnsansız hava araçlarını uzaktan kontrol edebiliyoruz.
Henüz insansı düzeyde olmasa bile, havadan daha karışık otoyollarda otonom araçlar çalıştırabiliyoruz.
E o halde ne diye pilot yetiştirip uçağın başına koyuyoruz?
Diyebilirsiniz ki bir sürü can taşınıyor, çok riskli. Herhangi bir teknik veya elektronik arızada birinin müdehale etmesi gerekir. Veya etik kararlar alması gerekebilir.
Bu durumda da derim ki, o zaman uçağın sistemlerinden bağımsız çalışabilecek robot benzeri bir cihazı kokpite koysunlar. En azından mekanik olarak uçağın kontrolünü ele alıp yine uçağı indirebilir. Kararlar alma konusunda da insansı bir şekilde eğitilinebilir.
Diyeceksiniz ya ona da bişey olursa? E yanına yedek koyarlar. Zaten pilotlar da öyle çalışmıyor mu? Ona bakarsanız, pilotlara bişey olabilir. Tehdit alabilirler, psikolojilerinden ötürü intihara sürükleyebilirler herkesi vs...
Zaten çabuk da sıkılan bir insanım sürekli işten işe konudan konuya atlıyorum. Tek bir alana yoğunlaşamadığım için uzmanlaşmam imkansıza yakın oluyor.
Zaten yapım gereği miskinlik tembellik de hakim, bir ara dikkat eksikliğim var diye concerta da kullanmıştım. O dönemlerim verimliydi. Mühendisliği kazanmam, bitirmem ve ilk iş yıllarım fena değildi. Fakat sonra ilaç ağır bir ilaç olduğu için, yan etkileri de henüz bilinmediği için bıraktım.
Onun yerine düzenli uyku, kahve falan idare ediyorum. Çok ileri düzey bir sorunum yokmuştur belki.
Neyse, sonuç olarak ne hobilerimde ne de işimde uzmanlaşamıyorum. Çok bir motivasyonum da yok açıkçası. Bunun bir tekniğini de bilmiyorum. Zaten bir işe çok mesai harcadığınızda hayatta her şey iş olmadığı için bazı yanların eksik kalacağını düşünüyorum nedense. Ki işinde çok uzmanlaşmış kişiler karakter olarak veya sosyal olarak biraz tuhaflardır dikkat ettiyseniz. Ya da ikili ilişkilerde, aşk ilişkilerinde başarılı olmayabilirler. O yüzden hep ortalama kalmaya çalıştım. Ama bu durum da beni rahatsız etmeye başladı.
Son olarak örneklerle gideyim, tavsiyeleriniz varsa alabilirim.
Lisede web tasarımı ve programlama ile yazılıma bir giriş yapmıştım. Sene 2009. Sonra web işini sevmedim, mobile geçtim. fakülte düzeyinde projeler çıkardım. fakat sürekli bir teknoloji ve dil değişimi olduğu için tek bir alanda uzmanlaşamadım. diğer meslektaşlarımın aksine boş zamanlarımda yazılımla da ilgilenmiyordum ayrıca. Değişik bir rahatlığım var sanki aileden fabrika kalmış gibi. Millet son çaresiymiş gibi çalışıyor, değişik geliyor.
İşe girdikten sonra da yine farklı teknolojilere koydular ve hatta sonra orada işler durulunca yine web e kaydırıldım. Aslında web uzmanlığım olmadan bir şeyleri yapmaya çalışıyorum eski coder tecrübelerime dayanarak. Fakat mobil e de koysan web e de koysan tam anlamıyla o alanın yazılımcısıyım diyemiyorum.
Bir yandan fotoğrafçılık, video, gitar, şan, ürün inceleme, video oyunları, motosiklet, gezi, bilim kurgu, teknoloji gibi ilgi alanlarım, hobilerim var. Denk gelirse frizbi de oynayayım, masa tenisi de, badminton da, paraşütle de atlayayım vs. vs. bir doyumsuzluk hakim. Kimisini sürekli yapıyorum, kimisi de nadiren oluyor ama ilgiliyim. Fakat insanları tanıdıkça bunları yine "hobi" olarak yapanlara göre geride kaldığımı görmek, "ulan o kadar, çok yönlüyüz diye övündük yine bir halt olamamışız" gibi bir düşünceyle kendimi demoralize ediyorum. Halbuki belki ortalamanın üstündeyimdir ama ister istemez bu kadar çok şeyle ilgilenince, merak duyunca "little little in to the middle" durumu oluyor. Her şeyden biraz bilmek, uzmanlaşamamak beni rahatsız ediyor.
Bazı arkadaşlarım da tek bir işe uzmanlaştığı, başka şeyleri yapamadığı için şikayetçi. Herkes kendinde olmayanı istiyor her zamanki gibi. Ama ben yine de sağlam bir dayanağım olsun istiyorum. ne hobimde uzmanlaştım, ne işimde ne de yabancı dil konusunda.
Bu konuda biraz tavsiye alsam güzel olacak.
Zaten yapım gereği miskinlik tembellik de hakim, bir ara dikkat eksikliğim var diye concerta da kullanmıştım. O dönemlerim verimliydi. Mühendisliği kazanmam, bitirmem ve ilk iş yıllarım fena değildi. Fakat sonra ilaç ağır bir ilaç olduğu için, yan etkileri de henüz bilinmediği için bıraktım.
Onun yerine düzenli uyku, kahve falan idare ediyorum. Çok ileri düzey bir sorunum yokmuştur belki.
Neyse, sonuç olarak ne hobilerimde ne de işimde uzmanlaşamıyorum. Çok bir motivasyonum da yok açıkçası. Bunun bir tekniğini de bilmiyorum. Zaten bir işe çok mesai harcadığınızda hayatta her şey iş olmadığı için bazı yanların eksik kalacağını düşünüyorum nedense. Ki işinde çok uzmanlaşmış kişiler karakter olarak veya sosyal olarak biraz tuhaflardır dikkat ettiyseniz. Ya da ikili ilişkilerde, aşk ilişkilerinde başarılı olmayabilirler. O yüzden hep ortalama kalmaya çalıştım. Ama bu durum da beni rahatsız etmeye başladı.
Son olarak örneklerle gideyim, tavsiyeleriniz varsa alabilirim.
Lisede web tasarımı ve programlama ile yazılıma bir giriş yapmıştım. Sene 2009. Sonra web işini sevmedim, mobile geçtim. fakülte düzeyinde projeler çıkardım. fakat sürekli bir teknoloji ve dil değişimi olduğu için tek bir alanda uzmanlaşamadım. diğer meslektaşlarımın aksine boş zamanlarımda yazılımla da ilgilenmiyordum ayrıca. Değişik bir rahatlığım var sanki aileden fabrika kalmış gibi. Millet son çaresiymiş gibi çalışıyor, değişik geliyor.
İşe girdikten sonra da yine farklı teknolojilere koydular ve hatta sonra orada işler durulunca yine web e kaydırıldım. Aslında web uzmanlığım olmadan bir şeyleri yapmaya çalışıyorum eski coder tecrübelerime dayanarak. Fakat mobil e de koysan web e de koysan tam anlamıyla o alanın yazılımcısıyım diyemiyorum.
Bir yandan fotoğrafçılık, video, gitar, şan, ürün inceleme, video oyunları, motosiklet, gezi, bilim kurgu, teknoloji gibi ilgi alanlarım, hobilerim var. Denk gelirse frizbi de oynayayım, masa tenisi de, badminton da, paraşütle de atlayayım vs. vs. bir doyumsuzluk hakim. Kimisini sürekli yapıyorum, kimisi de nadiren oluyor ama ilgiliyim. Fakat insanları tanıdıkça bunları yine "hobi" olarak yapanlara göre geride kaldığımı görmek, "ulan o kadar, çok yönlüyüz diye övündük yine bir halt olamamışız" gibi bir düşünceyle kendimi demoralize ediyorum. Halbuki belki ortalamanın üstündeyimdir ama ister istemez bu kadar çok şeyle ilgilenince, merak duyunca "little little in to the middle" durumu oluyor. Her şeyden biraz bilmek, uzmanlaşamamak beni rahatsız ediyor.
Bazı arkadaşlarım da tek bir işe uzmanlaştığı, başka şeyleri yapamadığı için şikayetçi. Herkes kendinde olmayanı istiyor her zamanki gibi. Ama ben yine de sağlam bir dayanağım olsun istiyorum. ne hobimde uzmanlaştım, ne işimde ne de yabancı dil konusunda.
Bu konuda biraz tavsiye alsam güzel olacak.
Üzerinde tett: 02.2024 yazıyor. aslında skt, yani son tüketim tarihi demiyor. tavsiye edilen tüketim tarihi diyor.
Bana kalırsa 4-5 ay geçse bişey olmaz gibi geldi çünkü zaten hep buz dolabında duruyor. tadına da baktım bir sorun göremedim.
en fazla ne olabilir? vitaminin etkisi mi gitmiştir? yoksa tehlikeli olabilir mi tarihi geçmiş vitamin tüketmek?
www.hepsiburada.com
Bana kalırsa 4-5 ay geçse bişey olmaz gibi geldi çünkü zaten hep buz dolabında duruyor. tadına da baktım bir sorun göremedim.
en fazla ne olabilir? vitaminin etkisi mi gitmiştir? yoksa tehlikeli olabilir mi tarihi geçmiş vitamin tüketmek?
www.hepsiburada.com
Tüm günüm pc başında geçiyor. 27inc bir monitörüm var. Yukarıda kullanıyorum. Laptop hemen altında. Aynı anda iki farklı projeye bakmak, sürekli kod taşımak veya yaptığım işin çıktısını görmek için minimum 2 monitöre ihtiyacım var.
Fakat görüntü itibari ile 27 inc küçük gelmeye başladı. Çünkü yaslanarak biraz uzaktan bakıyorum. 30-32 inc bir monitör mü alsam diye bakınırken, şu ince upuzun olanlar da radarıma girdi.
Burada aynı anda 2 hatta belki 3 pencereyi yan yana yönetebilirim.
Laptop ekranı da ekstra olur işte fena olmaz.
Ayrıca film-oyun için de hoş olur gibi geldi. Ama kullanmadığım için dezavantajlarını bilmiyorum.
Normal 32inc bir monitör mü alsam alsam yoksa 49inc bir ultrawide monitör mü?
12 taksitle alabiliyorum o yüzden ha aylık 1000tl ödemişim ha 2000 çok fark etmiyor.
www.mediamarkt.com.tr
Fakat görüntü itibari ile 27 inc küçük gelmeye başladı. Çünkü yaslanarak biraz uzaktan bakıyorum. 30-32 inc bir monitör mü alsam diye bakınırken, şu ince upuzun olanlar da radarıma girdi.
Burada aynı anda 2 hatta belki 3 pencereyi yan yana yönetebilirim.
Laptop ekranı da ekstra olur işte fena olmaz.
Ayrıca film-oyun için de hoş olur gibi geldi. Ama kullanmadığım için dezavantajlarını bilmiyorum.
Normal 32inc bir monitör mü alsam alsam yoksa 49inc bir ultrawide monitör mü?
12 taksitle alabiliyorum o yüzden ha aylık 1000tl ödemişim ha 2000 çok fark etmiyor.
www.mediamarkt.com.tr
Temmuzda çıkacak yasa ile ötv indirimi ile araç alanlar hem 10 yıl satamayacak, hem de hasta vefat ederse, ötv ödenmek zorunda kalacakmis.
Fakat bu duzemlemenin eskiyi de kapsaması inanılmaz canımızı sıktı.
Babam daha 43binde olan 2011 model mazda 3 ünü piyasanın 70bin altına sattı ki devlet o paraya suv alma hakkı tanıyor diye.
Bir de babaennemi surekli köye götürüp geliyor yüksek arac olmasi baya işlerine geldi.
Neyse babami gazladim aracini sattik gittik 800bin e arac aldik.
Babaannem 10 senedir ileri seviye alzheimer. Kadıncağız zaten 2 sene daha ya yaşar ya yaşamaz. Babamda nakit olsa zaten şimdiye kadar alırdı araba. Devlet önce diyor ki ötv siz araba alabilirsin. 5 yıl sonra istersen sat, yenisini al, istersen kullan. Hastan ölürse de vasisi kimse ona geçtin.
Bakin buralarda belki sacmaliklar olabilir ama biz araci alirken kurallar boyleydi. Suistimal edenleri ayri bir kefeye koyuyorum. Onlar ayri incelenmeli.
Simdi babaannem ölse, babam 600bin tl yi nereden bulsun da araci kullanmaya devam etsin? Bunu bilsek hic satmazdi arabasini.
Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Dıdısının dıdısı veya komşusu uzerinden otv siz arac alanlara oh olsun diyebiliriz de, hastasi olanlar ne gunahi var yani?
Yoksa satamama olayini 5ten 10a cikarmalarinda bizlik bir sorun yok kullanilir yani arac.
Fakat bu duzemlemenin eskiyi de kapsaması inanılmaz canımızı sıktı.
Babam daha 43binde olan 2011 model mazda 3 ünü piyasanın 70bin altına sattı ki devlet o paraya suv alma hakkı tanıyor diye.
Bir de babaennemi surekli köye götürüp geliyor yüksek arac olmasi baya işlerine geldi.
Neyse babami gazladim aracini sattik gittik 800bin e arac aldik.
Babaannem 10 senedir ileri seviye alzheimer. Kadıncağız zaten 2 sene daha ya yaşar ya yaşamaz. Babamda nakit olsa zaten şimdiye kadar alırdı araba. Devlet önce diyor ki ötv siz araba alabilirsin. 5 yıl sonra istersen sat, yenisini al, istersen kullan. Hastan ölürse de vasisi kimse ona geçtin.
Bakin buralarda belki sacmaliklar olabilir ama biz araci alirken kurallar boyleydi. Suistimal edenleri ayri bir kefeye koyuyorum. Onlar ayri incelenmeli.
Simdi babaannem ölse, babam 600bin tl yi nereden bulsun da araci kullanmaya devam etsin? Bunu bilsek hic satmazdi arabasini.
Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Dıdısının dıdısı veya komşusu uzerinden otv siz arac alanlara oh olsun diyebiliriz de, hastasi olanlar ne gunahi var yani?
Yoksa satamama olayini 5ten 10a cikarmalarinda bizlik bir sorun yok kullanilir yani arac.
Selamlar, normalde D&D oyunlarına çok aşina değilim, 2000 lerin başında buna benzer pc oyunları oynamışlığım var ama çok bilinçsiz oynamıştım yani tam hatırlamıyorum.
Şimdi de ufak bir araştırma ile masa oyunu olduğunu, kurallarını, pc oyun geçmişlerini falan bünyeye çektim.
Oynanışa da alışık değilim ama dragon age de de böyle tur bazlı oynanış vardı, o yüzden kolay adapte oldum.
Fakat bir konuyu anlamadım. Bazı aksiyonlarda ekstradan bir zar atıp, bonus aldığımız durumlar oluyor.
Mesela 1d4 bonus diyor. İlk attığım zara ek tekrar 4 yüzlü 1 zar atılıyor, 3 geliyor diyelim. İlk attığım zar 8 ise artık benim puan 11 oluyor. 10luk zorluk derecesi varsa geçebiliyorum.
Fakat bazen 1d4 değil de 1z4 yazıyor. Oyunu türkçe oynuyorum. Bu z nin anlamı ney? Bir çeviri hatası mı? Yani normalde zar, dice demek. Bazen dice, bazen de zar mı demek istemiş olabilirler mi çeviriden ötürü?
Normalde çeviri taraflarında pek bir sıkıntı görmediğim için emin olamadım.
Şimdi de ufak bir araştırma ile masa oyunu olduğunu, kurallarını, pc oyun geçmişlerini falan bünyeye çektim.
Oynanışa da alışık değilim ama dragon age de de böyle tur bazlı oynanış vardı, o yüzden kolay adapte oldum.
Fakat bir konuyu anlamadım. Bazı aksiyonlarda ekstradan bir zar atıp, bonus aldığımız durumlar oluyor.
Mesela 1d4 bonus diyor. İlk attığım zara ek tekrar 4 yüzlü 1 zar atılıyor, 3 geliyor diyelim. İlk attığım zar 8 ise artık benim puan 11 oluyor. 10luk zorluk derecesi varsa geçebiliyorum.
Fakat bazen 1d4 değil de 1z4 yazıyor. Oyunu türkçe oynuyorum. Bu z nin anlamı ney? Bir çeviri hatası mı? Yani normalde zar, dice demek. Bazen dice, bazen de zar mı demek istemiş olabilirler mi çeviriden ötürü?
Normalde çeviri taraflarında pek bir sıkıntı görmediğim için emin olamadım.
eksisozluk.com
Bu düzenleme, eski alımları da kapsıyor mu yoksa bu düzenlemeden sonra alınan araçlar için mi geçerli olacak?
yani babam 2 sene önce araç almış babaannem üstünden, 3 sene sonra satılacak mesela.
şimdi 8 sene daha mı beklememiz gerekecek?
ayrıca, hastamız vefat etti diyelim. babama, hatta kardeşlere pay edilecek.
o durumda da dilekçe verilip herkes biz istemiyoruz deyip babama bırakacakları konuşulmuştu.
bu durumda babam vergi ödemeyecekti normal şartlarda. şimdi yasa değiştiği için, yine vergi mi ödeyecek? bu vergi, ödenmemiş ötv nin tamamı mı yoksa cüzi bir miktar mı? detay bilen var mı?
Bu düzenleme, eski alımları da kapsıyor mu yoksa bu düzenlemeden sonra alınan araçlar için mi geçerli olacak?
yani babam 2 sene önce araç almış babaannem üstünden, 3 sene sonra satılacak mesela.
şimdi 8 sene daha mı beklememiz gerekecek?
ayrıca, hastamız vefat etti diyelim. babama, hatta kardeşlere pay edilecek.
o durumda da dilekçe verilip herkes biz istemiyoruz deyip babama bırakacakları konuşulmuştu.
bu durumda babam vergi ödemeyecekti normal şartlarda. şimdi yasa değiştiği için, yine vergi mi ödeyecek? bu vergi, ödenmemiş ötv nin tamamı mı yoksa cüzi bir miktar mı? detay bilen var mı?
Yüzde kaç olur sizce ortalama?
Derdinizi seveyim diyebilirsiniz ama kim kazanırsa yapacakları ikimizin de gayet hoşuna gideceği için heyecanlıyız :D
Konu şu, şu sıralar young sheldon u izliyoruz belki biliyorsunuz the big bang theory dizisindeki sheldon un küçüklüğünü anlatan yine bol bilim ve espirinin döndüğü bir dizi.
Netflix'ten açabilirsiniz.
Sezon 5 Bölüm 14
Dakika 17:30 - 18:20 arasında geçen 2 üniversite kadın hocasının diyaloğunu izlediğinizde (yaşlı olan rektör), kadının neyi kastettiği konusunda iddiaya girdik.
Sizce kadın, "beni kötü göstermek için işlerimin sabote edildiği bile oldu" derken,
a) kadın iş arkadaşları için dedi
b) erkek iş arkadaşları için dedi (çünkü erkeklere değindikten hemen sonra diyor)
c) hayır ortaya konuştu ikisi için de genel olarak öyle dedi (çünkü kadınlara da erkeklere de değindi, konu orada bitti, o yüzden son cümlesi geneldi)
www.netflix.com
Sezon 5 Bölüm 14
Konu şu, şu sıralar young sheldon u izliyoruz belki biliyorsunuz the big bang theory dizisindeki sheldon un küçüklüğünü anlatan yine bol bilim ve espirinin döndüğü bir dizi.
Netflix'ten açabilirsiniz.
Sezon 5 Bölüm 14
Dakika 17:30 - 18:20 arasında geçen 2 üniversite kadın hocasının diyaloğunu izlediğinizde (yaşlı olan rektör), kadının neyi kastettiği konusunda iddiaya girdik.
Sizce kadın, "beni kötü göstermek için işlerimin sabote edildiği bile oldu" derken,
a) kadın iş arkadaşları için dedi
b) erkek iş arkadaşları için dedi (çünkü erkeklere değindikten hemen sonra diyor)
c) hayır ortaya konuştu ikisi için de genel olarak öyle dedi (çünkü kadınlara da erkeklere de değindi, konu orada bitti, o yüzden son cümlesi geneldi)
www.netflix.com
Sezon 5 Bölüm 14
Sizin veya tanıdığınız birisinin şu sıralar başlangıç maaşı ne oldu?
İl, alan ve ofisten/hibrit/remote olma durumunu da belirtirseniz sevinirim.
İl, alan ve ofisten/hibrit/remote olma durumunu da belirtirseniz sevinirim.
Çünkü hem telefonla hem sahibinden com üzerinden ticket açarak ulaşmama rağmen ilanlar kaldırılmadı.
www.sahibinden.com
Yukarıda gördüğünüz ilanların hemen hepsi hepsiburada gibi sitelerdeki kullanıcı yorumlarındaki fotoğraflardan alınıp açılmış.
Kişinin numarası gözükmüyor, özel mesaj atma kapalı. Tek cümleyle ilan girilmiş. Sadece "soru sor" özelliği ile iletişime geçebiliyorsunuz, onlar da size bir cep telefonu atıyorlar.
Telefonlar farklı, çünkü çeteler. İlanda gözüken isimle telefonda söylenen farklı. Başka bir numaradan o telefon tekrar arandığında bu sefer farklı bir isim söylüyorlar.
Adres çok sapa bir yere işaretli. Whatsapp ve telefonda konuşup konum istediğimde, gittiğim konum terk edilmiş bir bina idi. Sonra da engellendim.
Ben hadi ufak sıyrıklar ile atlattım ama bu insanlar bazen kapora alarak, bazen ürün ücretini alarak, bazen de gönderdim diyip kargo içine o ürünü koymayarak insanları dolandırıyorlar.
Ve sahibindencom bir yaptırım uygulamıyor.
Bu insanların eline bu kadar farklı kullanıcı ve ne tesadüf ki her kullanıcı da eski tarihlerde açılmış nasıl oluyorsa... nasıl geçmiş?
Geçenlerde bir ilan için daha biriyle yazışıyorum, ilan konyada açılmış. Whatsapptan yazışıyorum, adres nerde gelip görelim konyada diyorum. Ben konyada değilim diyor. Neredesiniz diyorum, köyceğiz diyor. Yine isim farklı falan. İlanı arkadaşım açtı diyor. E nasıl alıcam ürünleri diyorum, siz seçin ben epttavm üzerinden ilan açıcam diyor. Oradan alacaksınız, para epttavm ye geçecek, sonra siz onaylarsanız para bana geçecek diyor.
pttavm com da 2.el ilan kısmı göremedim. Ne olacak bu ortamın hali herkes tokatçılık peşinde nasıl denetlenecek bunlar?
www.sahibinden.com
Yukarıda gördüğünüz ilanların hemen hepsi hepsiburada gibi sitelerdeki kullanıcı yorumlarındaki fotoğraflardan alınıp açılmış.
Kişinin numarası gözükmüyor, özel mesaj atma kapalı. Tek cümleyle ilan girilmiş. Sadece "soru sor" özelliği ile iletişime geçebiliyorsunuz, onlar da size bir cep telefonu atıyorlar.
Telefonlar farklı, çünkü çeteler. İlanda gözüken isimle telefonda söylenen farklı. Başka bir numaradan o telefon tekrar arandığında bu sefer farklı bir isim söylüyorlar.
Adres çok sapa bir yere işaretli. Whatsapp ve telefonda konuşup konum istediğimde, gittiğim konum terk edilmiş bir bina idi. Sonra da engellendim.
Ben hadi ufak sıyrıklar ile atlattım ama bu insanlar bazen kapora alarak, bazen ürün ücretini alarak, bazen de gönderdim diyip kargo içine o ürünü koymayarak insanları dolandırıyorlar.
Ve sahibindencom bir yaptırım uygulamıyor.
Bu insanların eline bu kadar farklı kullanıcı ve ne tesadüf ki her kullanıcı da eski tarihlerde açılmış nasıl oluyorsa... nasıl geçmiş?
Geçenlerde bir ilan için daha biriyle yazışıyorum, ilan konyada açılmış. Whatsapptan yazışıyorum, adres nerde gelip görelim konyada diyorum. Ben konyada değilim diyor. Neredesiniz diyorum, köyceğiz diyor. Yine isim farklı falan. İlanı arkadaşım açtı diyor. E nasıl alıcam ürünleri diyorum, siz seçin ben epttavm üzerinden ilan açıcam diyor. Oradan alacaksınız, para epttavm ye geçecek, sonra siz onaylarsanız para bana geçecek diyor.
pttavm com da 2.el ilan kısmı göremedim. Ne olacak bu ortamın hali herkes tokatçılık peşinde nasıl denetlenecek bunlar?
Sizce bu arkadaşların yaptıkları sağlıklı ve doğru mu? Yani belki de ben yanlış yapıyorum bilmiyorum ama..
Branşı neyse sürekli ona yoğunlaşmış, birileriyle buluştuğunda sadece onun hakkında konuşan. Sosyal medya postları hikayeleri, esprileri, giyinişi falan sadece onunla ilgili olan. Yatıp kalkıp sadece ilgilendiği alanı düşünen arkadaşlardan bahsediyorum.
Bir yanım "ya ne güzel işte ilgilendiği ve mutlu olduğu alanı bulmuş o alanda ilerliyor" diyor.
Diğer yanım "zaten bir kurgunun içine sokup bizi kullanmak üzere yetiştirdiler, kimilerimiz de böyle şartlandırılmış gibi tüm enerjisini o şeye harcıyor, etinden sütünden yararlanıp bir güzel sağdıktan sonra da önümüze bir kaç çimen atıyorlar ve arada yeşil kırlara çıkarıyorlar, halbuki yaşamak bu değil, yaşamdan alınabilecek başka güzel deneyimler, ilişkiler, tecrübeler var" diyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, mesela bir arkadaş var, ulan aynı okulu okuduk, aynı dersleri gördük, aynı şeyleri biliyoruz ama yatıyor kalkıyor work work work, yazılım aşağı yazılım yukarı.
Belki azminden ötürü benden daha çok kazanıyordur kafayı bu kadar kırdıysa orasını bilemem ama.. ben hayatı daha çok yaşıyormuşum gibi hissediyorum.
İnsanların mesela futbola yöneldiyse tüm hayatını futbol yapması bana çok tuhaf geliyor. Gerçekten tuhaf mı yoksa ben çok yönlü olucam diye tek bir alanda mükemmel tatminliğe ulaşamadığım için içten içe kıskanıyor muyum bilemiyorum.
Branşı neyse sürekli ona yoğunlaşmış, birileriyle buluştuğunda sadece onun hakkında konuşan. Sosyal medya postları hikayeleri, esprileri, giyinişi falan sadece onunla ilgili olan. Yatıp kalkıp sadece ilgilendiği alanı düşünen arkadaşlardan bahsediyorum.
Bir yanım "ya ne güzel işte ilgilendiği ve mutlu olduğu alanı bulmuş o alanda ilerliyor" diyor.
Diğer yanım "zaten bir kurgunun içine sokup bizi kullanmak üzere yetiştirdiler, kimilerimiz de böyle şartlandırılmış gibi tüm enerjisini o şeye harcıyor, etinden sütünden yararlanıp bir güzel sağdıktan sonra da önümüze bir kaç çimen atıyorlar ve arada yeşil kırlara çıkarıyorlar, halbuki yaşamak bu değil, yaşamdan alınabilecek başka güzel deneyimler, ilişkiler, tecrübeler var" diyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, mesela bir arkadaş var, ulan aynı okulu okuduk, aynı dersleri gördük, aynı şeyleri biliyoruz ama yatıyor kalkıyor work work work, yazılım aşağı yazılım yukarı.
Belki azminden ötürü benden daha çok kazanıyordur kafayı bu kadar kırdıysa orasını bilemem ama.. ben hayatı daha çok yaşıyormuşum gibi hissediyorum.
İnsanların mesela futbola yöneldiyse tüm hayatını futbol yapması bana çok tuhaf geliyor. Gerçekten tuhaf mı yoksa ben çok yönlü olucam diye tek bir alanda mükemmel tatminliğe ulaşamadığım için içten içe kıskanıyor muyum bilemiyorum.